KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5609 E., 2010/11669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.12.2008 tarih ve 2005/401 - 2008/607 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili satıcının, Bursa’dan İsviçre’deki alıcı firmaya götürülmek üzere davalıya teslim ettiği 29 karton, 345,5 kg. ağırlığında masa ve sehpa örtülerinden 14 kartonun alıcıya davalı tarafından eksik teslim edildiğini, kaybolan malların değeri ile ayrıca fatura bedelinin %30’u tazminatın alıcıya müvekkilince ödendiğini, mallar birbirini tamamladığı için alıcının pazarlamakta zorlandığını ileri sürerek, fatura tutarı 15.343.Sfr ile %30 ceza tutarı 4.602.90 Sfr olmak üzere toplam zararın 19.945 Sfr tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, CMR Konvansiyonu’nun 13. maddesi uyarınca, malların kaybolması halinde dava hakkının dava dışı alıcıda olduğunu, davacının ise gönderen-satıcı sıfatı ile hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, “davacı, kaybolan malların değeri ile alıcının eksik teslimden doğan kazanç kaybı olarak istediği %30 tazminatın alıcıya ödendiğini ileri sürmüş ise de, fotokopisi dosyada mevcut faturanın kapalı fatura olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bir ödeme belgesi de eklenmemiştir.
İhbar olunan alt taşımacı şirket vekili, alıcının eksik mal bedelini ödememesi halinde ancak davacının dava hakkının bulunduğu İş Bankası Buttim Şubesi’nde bulunan ihracat dosyasından bu hususun araştırılması gerektiğini bildirmiş, davalı da, davacının dava hakkının bulunmadığını savunmuştur.
Davacı satıcının mal bedelini önce peşin alması, sonra eksik mal bedelini geri iade etmemesi halinde, bir zararı doğmayacağından, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekecektir.
Mahkemece, davacının dava hakkının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmaması” gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının % 30 tazminat ve mal bedelinin alıcı firmaya ödediğine dair kanıt sunmadığı ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5609, K. 2010/11669, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama