KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5635 E., 2010/12634 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.12.2008 tarih ve 2008/276-2008/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete karşı Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı dava neticesinde, 34.512,20 EURO anaparanın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2007 tarih 8 O 64/06 nolu kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının tenfizi için aranan karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, Almanya Mahkemesi kararının Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, hükmün kamu düzenine aykırı olmadığı, davalıya duruşma gününün bildirildiği, kararın da tebliğ edildiği, böylece savunma haklarına riayet edildiği, tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği net olarak anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir.
Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Esasen tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kararın kesinleşmeyeceği, bu bağlamda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki yasanın 54. maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5635, K. 2010/12634, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama