KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5718 E., 2010/11536 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.11.2008 tarih ve 2008/325-2008/529 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan kooperatife kullandırılan krediden doğan borca karşılık teminat olarak müvekkili bankaya verilen çekin ödenmemesi üzerine icra takibine konulduğunu, lehdar ve keşideci olan davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili, çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği için zamanaşımına uğradığını, çek niteliğini kaybettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davalının zamanaşımı definin incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davaya konu çekin 6 aylık zamanaşımı süresinde takibe konulmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İİK.67/2. madde hükmü uyarınca, itirazın iptali davasının reddi halinde, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedebilmek için, alacaklı (davacının) takibinin haksız olması yeterli değildir, davacı alacaklının takibe geçmede ve itirazın iptali davasını açıp yürütmekte kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için, haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir, alacaklının kötü niyetli olduğu konusunda ispat yükü davalı borçludadır, bu husus davalı tarafından ispat edilememiştir.
Bu itibarla, mahkemece, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, söz konusu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5718, K. 2010/11536, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama