KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5921 E., 2010/11418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2008 tarih ve 2008/305 - 2008/540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılında kurulduğunu, “ETİ” markasının bu tarihte müvekkili adına tescil edildiğini, anılan ibarenin daha sonra da müvekkilince çeşitli sınıflarda marka olarak tescil ettirildiğini, markanın WIPO nezdinde de 23.02.2000 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin markasının tüm dünyada tanınmış marka olmasına rağmen davalılardan Musa'nın “...” ibaresini 2001 yılında 35/10. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının markası ile müvekkilini markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, diğer davalının “...” ibaresini ticaret unvanında baskın şekilde kullandığını,
müvekkilinin markasının tanınmış marka olması nedeniyle tüm sınıflarda korumadan yararlanacağını, davalıların müvekkilinin tanınmış markasını kullanarak haksız yarar sağladıklarını, davalı şirketin eyleminin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli “...” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı şirket unvanındaki “...” ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, “...” ibaresinin müvekkilinin soyadı olduğunu, müvekkilinin 1955 yılından beri “...” markası ile Bursa'da faaliyet gösterdiğini, 1970 yılından itibaren de bu isimle ayakkabı satış mağazası açtığını, 556 sayılı KHK 12. maddesine göre, müvekkilinin soyadını marka olarak kullanmasının önlenemeyeceğini, müvekkilinin anılan ibareyi 1985 yılında 18,25. sınıflarda, 2001 yılında ise 35.sınıfta marka olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında karıştırma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “ETİ” markasının tanınmış marka olduğu, 556 sayılı KHK 42. maddesine göre tanınmış markanın bütün sınıflarda korunacağı, davalı ...'nın marka olarak tescil ettirdiği, diğer davalının ticaret unvanında kullandığı “...” ibaresinin davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı markasının iltibas teşkil ettiği anlaşılmakla birlikte,davalı ...'nın kullanımının anılan KHK' nun 12. maddesine, davalı şirket unvanında kullanılan ibarenin de TTK' nun 43. ve 47. maddelerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, davaların marka ve ticaret unvanının davacının markası ile iltibas oluşturduğu iddiasına dayalı, markanın hükümsüzlüğü ve terkini ile unvandaki “...” ibaresinin terkini istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemenin 556 sayılı KHK’ nun 12. maddesine ilişkin gerekçesi yerinde değil ise de, her iki markanın yazılış, okunuş ve anlamsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları anlaşıldığından mahkemenin yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/son maddesi gereğince açıklanan bu değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5921, K. 2010/11418, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama