KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5923 E., 2010/11524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2008 tarih ve 2008/306-2008/541 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına çok sayıda tescilli “ETİ” ibareli tanınmış markaların olduğunu, davalı adına tescilli “ETO” ibareli markanın müvekkili markanın tanınmışlığından yararlandığını, davalının bu markayı kullanmasının haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin anılan ibare ile uzun yıllardır ayakkabı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve markalar arasında iltibasın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait ETO markasının davacıya ait ETİ markası ile iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu, ancak ETO ibaresinin davalının soyadı olduğu gibi bu ibare ile uzun yıllardır ayakkabı ve çanta satışı faaliyetlerinde bulunduğu, bu nedenle anılan ibarenin tescil ettirilmesine davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davalıya ait ETO markasının davacının ETİ markası ile benzer olduğu, bu nedenle iltibas oluşturabileceği, ancak 556 sayılı KHK’nın 12. maddesine aykırı bir kullanımın sözkonusu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.
Zira, davacı markası ile davalı markası arasında iltibas oluşturacak şekilde bir benzerliğin bulunmadığı gözetilerek, salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiş ise de, HUMK'nun 438/9. maddesi uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün, yukarıda açıklandığı üzere değişik bu gerekçeyle onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5923, K. 2010/11524, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama