KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6263 E., 2011/5461 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2008 tarih ve 2008/387 - 2008/461 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Darmstadt Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 23.06.2006 tarihli 10 O 563/05 numaralı kararın ve masraflara ilişkin kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'ne Türkiye ve Almanya'nın taraf bulunduğu, Türkiye yönünden bu sözleşmenin ise 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği, anılan Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olup, bu yönteme sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu,
Türkiye’nin ise 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile açıkça belirttiği, gıyapta verilen ve tenfize konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinin davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi esasen MÖHUK’nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı da olduğu, kaldı ki MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince: mahkeme kararı, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Ancak, davalı vekili duruşma sırasında verdiği 03.05.2011 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiştir. HUMK'nun 91. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, feragat nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6263, K. 2011/5461, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama