KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6402 E., 2010/12564 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
633 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2008/57-2009/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait “U.S. POLO ASSOCIATION SINCE 1890 + ŞEKİL”, “U.S. POLO ASSOCIATION + ŞEKİL”, “UNITED STATES POLO ASSOCIATION”, “USPA” ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaların başta menşe ülkesi olan A.B.D. olmak üzere birçok ülkede tescilli ve dünyaca tanınmış marka olduklarını, TPE nezdinde de tescillerinin bulunduğunu, davalının “U.S.
POLACT-SİNCE 1963” ibaresini müvekkiline ait markalara benzer şekilde kullanarak iltibas yarattığını ve müvekkiline ait markalar ile üretilen emtiaların aynısını ürettiğini, davalının Paris Sözleşmesini, 556 saylı KHK.
7/1-ı ve 8/4 maddelerini ihlal ettiğini ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, davalının fillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin önlenmesine, her türlü reklam ve tanıtım faaliyetinin durdurulmasına, bu şekilde üretilen emtiaların imhasına, 5000 TL maddi, 5000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, kararın Türkiye çapında tirajı en yüksek gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili adına TPE nezdinde “POLACT” markasının tescilli olduğunu, bu markayla beraber kullandığı “U.S. SİNCE 1963” ibarelerinin hizmetin yapıldığı yer ve zamanı gösterdiği için markaya konu olamayacağını, bu ibarelerin ancak bir markada yardımcı unsur olarak bulunabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının markalarının tescilli ve tanınmış markalardan olduğu, bütünsel olarak bakıldığında davacının markaları ile davalının kullandığı ibare arasında ortalama tüketicinin karıştırabileceği manada benzerlik bulunduğu, davalının davacıya ait markaların bilinirliğinden yararlandığı kabul edilerek, davalının marka tescilinde “U.S. SİNCE 1963” ibaresi bulunmamasına rağmen “U.S.
POLACT SİNCE 1963” şeklinde ve davacının markasındaki yazılım tarzıyla aynı ve benzer şekildeki kullanımının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının “U.S. SİNCE 1963” ibarelerini kullanmasının engellenmesine, bu amaçla U.S. SİNCE 1963 ibaresinin silinmesine, mümkün olmadığında ürünlerin toplatılmasına, 5000 TL maddi, 5000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kararın Türkiye genelinde tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde bir defa ilanına karar verilmiştir.
Davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesi, hüküm kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. ( HUMK. m. 381/2 ). Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca kanun maddesindeki hususlar tek tek yazılarak bir nevi terditli karar verilerek infazda tereddüt oluşturacak hüküm verilemez.
Somut olayda mahkemece hüküm kısmında, “davalının 'U.S. SİNCE 1963' ibarelerini kullanmasının engellenmesine, bu amaçla 'U.S. SİNCE 1963' ibaresinin silinmesine, mümkün olmadığında ürünlerin toplatılmasına,” karar verildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde terditli karar verilmiş ve kanunda yazılı husular aynen hüküm kısmına alınarak infazda tereddüt oluşturulmuştur.
Mahkemece davacının markasına tecavüz edilen emtialar belirlenerek ve gerektiğinde üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, davalının belirtilen şekilde kullandığı emtiaların üzerindeki markaların silinme ihtimali olup olmadığı veya imha edilmesi gerekiyorsa bu hususun ayrı ayrı değerlendirilerek kararda belirtilmesi gerekir.
O halde mahkemece, maddede belirtilen ve davacı tarafından talepte bulunulan yaptırımlardan en uygun olanı bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde terditli karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6402, K. 2010/12564, 6 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama