KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6578 E., 2010/12916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.06.2008 tarih ve 2006/837 - 2008/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Paşabahçe şubesinde iki ayrı hesabının bulunduğunu, bu hesaplarındaki toplam 133.262,66 TL'yi banka çalışanı ...’ın zimmetine geçirdiğini, banka yetkililerinin şube çalışanını korumak ve bankanın isminin lekelenmesini önlemek amacıyla, müvekkilinin iyiniyetinden de yararlanarak “taahhütname ve ibraname” başlıklı belgeyi düzenlettiklerini, bu belge düzenlenirken müvekkiline hesapların gözden geçirilip durumun açığa çıkarılmasıyla birlikte paraların tekrar hesaba geçirileceği vaadinde bulunulduğunu ve böylece belgenin imzalanmasının sağlandığını, ancak müvekkiline ödemenin yapılmadığını,
müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaksızın alınan ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek davalının dayandığı ibranamenin hükümsüzlüğüne, 133.262,66 TL'nin en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka şubesinde yapılan soruşturmada davacının hesaplarında olağan dışında hareketlilik olduğu tespit edildiğinden müfettişlerce arandığını, davacının bankadan alacağı olmadığını söyleyerek ifade vermediğini, 29.09.2005 tarihinde şubeye geldiğini ve usulüne uygun olarak düzenlenmemiş hesap cüzdanlarını ibraz ederek ...’ın kendisine ödemede bulunacağını söylemesi üzerine bankaya gelip ifade vermediğini beyan ettiğini, 05.10.2005 tarihinde de bankayı ibra ettiğini, davacı ile ...arasında borç para alışverişinin olduğunu, parayı adı geçenden alamaması üzerine bankadan talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabında usulsüzlük yapılmış olduğunun tespit edilmesine ve davacıya bir ödeme yapılmamış olmasına rağmen davacının, ibraname verdiği gerekçe gösterilerek alacağı olmadığını savunmanın M.K'nun 2. maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı, bankaların çalıştırdığı personelin işlemlerinden dolayı istihdam eden sıfatı ile sorumlu olduğu, bu sorumluluğun doğması için kusurun şart olmadığı, objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının olmasının yeterli olduğu,
somut olayda davalının şubede cereyan eden zimmet olayını önleme hususunda yasalar ve bankacılık teamülleri gereği göstermesi gereken dikkat ve önemi göstermemiş olmasından dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 133.262,66 TL'nin 19.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının, davacı gibi başka müşterilere ait hesaplar üzerinde de usulsüz işlemler yaptığı dosya içeriği ile sabit bulunan banka çalışanı Osman’dan aldığı çek nedeniyle ibraname vermiş olmasına, çekin ödenmemiş bulunmasına ve BK’nun 100. maddesi uyarınca davalı bankanın davacı zararından sorumlu bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6578, K. 2010/12916, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama