KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6648 E., 2010/12524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
712 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.09.2008 tarih ve 2005/279-2008/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı TCDD vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkili şirketin davalı T.C.D.D. ile 01.11.2001 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalayıp müvekkilinin gemilerinin Bandırma Limanı’na sefer yapması karşılığı davalı idareye aylık 18.000,00 USD kira ödeyeceğini, idarenin ise 19 nolu rıhtımı müvekkili şirketin gemilerine tahsis etmeyi taahhüt ettiğini, ayrıca 19 nolu rıhtımın uzatma ve genişletme çalışmasının müvekkilince yapılacağını, inşaat tamamlanıncaya kadar idare tarafından şirket gemilerinin yanaşması için başka bir yer tahsis edileceğini, bu doğrultuda 15 nolu rıhtımın müvekkiline tahsis edildiğini,
müvekkilinin 15 nolu rıhtımdan gemilerini kaldırarak sefere başlamasını müteakip 19 nolu rıhtım içinde tamirat çalışmalarına başladığını, ancak yapılan incelemelere göre 19 nolu rıhtımın bulunduğu yerde limanın yeterli derinliğe sahip olmadığının ve kazı yapılması halinde sağlanacak yerin kısa bir sürede yeniden dolarak sığlaşacağının, 15 ve 16 nolu rıhtıma yanaşacak gemiler nedeniyle 19 nolu rıhtıma 110 metre boyunda 18 metre enindeki gemilerin yanaşmasının mümkün olmadığının Bandırma 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/34 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile anlaşıldığını,
19 nolu rıhtımın yapılacak iş için kullanılmasının imkansız hale geldiğini, bu durumda müvekkilinin 15 nolu rıhtımı kullanma olgusunun sürekli hale geldiğini, müvekkilinin 15 nolu rıhtımda onarım yapıp 01.07.2004 tarihine kadar bu rıhtımdan seferlerini düzenli olarak devam ettirdiğini, ancak 15 nolu rıhtımın davalı idare tarafından 01.07.2004 tarihinde müvekkili şirketin taşeronu Tramola A.Ş’ye tahsis edilip bu firmanın sefere başlamasıyla müvekkilinin 01.07.2004 tarihinden itibaren sefer yapamaz hale geldiğini,
durumun davalı idareye bildirilmesine rağmen davalı idarenin 15.05.2005 tarihli yazıyla sözleşmenin 06.05.2005 tarihi itibariyle fesh edildiğinin bildirildiğini, feshin haksız olduğunu, müvekkilinin Temmuz 2004 tarihinden itibaren sefer yapamayışının davalı idarenin kusurundan kaynaklandığını, müvekkili 19 nolu rıhtımdaki taahhütlerini yerine getirmiş olsa dahi mevcut derinlikten dolayı rıhtımın müvekkili firma gemilerince kullanılamayacağını ileri sürerek,
sözleşmenin davalı idare tarafından haksız olarak feshedilmesi sebebiyle 01.07.2004 tarihinden itibaren sefer yapılamayışından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 YTL kar mahrumiyetinin davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Davalı karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, birleşen dava dilekçesinde, aynı sözleşmeye dayanarak davalı karşı davacı ... Deniz Hiz. Taş.Tic.A.Ş'nin müvekkili kuruluşa aylık 18.000,00 USD ücret ödemesi gerektiği halde 01.07.2004 tarihinden itibaren ücretin ödenmediğini, sözleşmenin 06.05.2005 tarihi itibariyle feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 198.000,00 USD’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...
A.Ş'nin 19 numaralı rıhtımdaki derinliğin yeterli olmadığı ve yan taraftaki tepenin baskısı konusundaki iddialarının bu şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereğinden yerinde olmadığı, 15 numaralı rıhtımın davacı şirket tarafından kullanımının sürekli hale geldiği iddiasının da kabul edilemeyeceği, dava konusu 15 ve 19 nolu rıhtımların başka gemilerce kullanılması veya başka şahıslarla aynı türden hizmet sözleşmesi yapılmasının 01.11.2001 tarihli sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağı, davacı şirket delillerinin asıl davayı ispatlayacak nitelikte bulunmadığı,
davacı tarafın delil tespitinin sözleşmedeki süre geçtikten ve karşı tarafça kendisine ihtarda bulunulduktan sonra yaptırıldığı, davacının sözleşme konusu rıhtımların özelliklerini bilebilecek durumda olması gerektiği, birleşen dava yönünden de davacı TCCD’nin 01.07.2004 tarihinden itibaren sözleşmeyi kendi iradesiyle ve tek taraflı olarak feshettiği, davacının sözleşmenin fesih tarihinden sonraki dönem için açtığı davanın yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı birleşen davanın davacısı TCDD vekili temyiz etmiştir.
Birleşen dava, fesihten önceki dönemde sözleşmeye göre ödenmesi gereken aylık ücretlerin tahsiline ilişkin olup her ne kadar sözleşmeyi fesheden taraf olumlu zararını isteyemeyip ancak varsa menfi zararını isteyebilirse de bu husus fesihten sonraki döneme ilişkindir. Dava konusu olayda olduğu gibi varsa fesih tarihine kadar sözleşmeden kaynaklanan gerçekleşmiş ücretlerin istenmesine engel değildir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere birleşen davada davacı T.C.D.D. 01.07.2004 tarihinden, fesih tarihi olan 06.05.2005 tarihine kadar olan dönemdeki ücret alacağını talep etmekte olup mahkemece fesih tarihi olarak 01.07.2007 tarihi esas alınıp yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6648, K. 2010/12524, 6 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama