KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7234 E., 2011/1132 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.11.2008 tarih ve 2007/318 - 2008/663 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Kuroğlu Entegre Ağaç ve Yapı San.
A.Ş. unvanlı şirketin hissedarı olup, davalıların ise anılan şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketin ticari hayatı süresince yapılan toplantılar ile alınan kararlardan müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadığını, müvekkiline kötü niyetli olarak tebligat yapılmadığını, kar payı dağıtılmadığını, kar payı dağıtmama yönünde kararlar alındığını, şirketin devamlı olarak kar payı dağıtmama yönünde karar almasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davalıların şirketi iyi yönetmediklerini, yanıltıcı davranışlarda bulunduklarını, bunun sonucunda şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek,
müvekkilinin ortaklığa giriş tarihinden itibaren davalıların yöneticisi oldukları şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak dağıtılması gereken kar payının tespiti ile hisse oranında davalılardan 3.000,00 YTL’nın tahsili ile şirket aktifinde bir azalma veya umulan karda bir eksilme ve müvekkilinin bir zararı oluşmuş ise bu zararlara karşılık davalılardan 3.000,00 YTL’nın faizleriyle birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş,
yargılama sırasında yapılan ıslah ile de tazminatların müvekkiline ödenmesinin mümkün olmaması halinde davalıların yönetim kurulu üyesi bulundukları şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, yönetim kurulunun kendi başına karın dağıtılması yönünde karar almasının mümkün olmadığını, genel kurullarda geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması yönünde karar alındığını, işbu genel kurul kararları aleyhine davacı tarafından açılmış bir davanın bulunmadığını, bu nedenle davacının kar payının dağıtılmasına yönelik isteminin hukuki mesnedinin olmadığını, müvekkillerinin üyesi olduğu yönetim kurullarının şirketi herhangi bir zarara da uğratmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların şirketin eski ve yeni yöneticileri oldukları, kar payı dağıtımına ilişkin davaların şirketin tüzel kişiliğine yönelik açılması gerektiği, davacının yeni yönetici ve eski yönetici durumundaki davalıların şirketin kurulduğu tarihten dava tarihine kadar geçen süre içinde hangi eylem ya da işlemlerinin yasaya uygun olmadığı ve bunların ne gibi ve ne kadar zarara neden olduğunu açıklayarak bir istemde bulunmadığı, olası bir iddia ile davanın açıldığı,
bu durumda 01.12.1993 tarihinde kurulun bir şirketin 11.04.2007 olan dava tarihine kadar geçen süre içinde yapılan tüm işlemlerin incelenerek hangisinin ya da hangilerinin anasözleşme ve yasaya uygun olup olmadığı ile bir zarar oluşmuş ise zarar miktarının tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının kar payı isteğinin ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiği, yönetici ve eski yöneticilerden isteyemeyeceği gözönüne alınarak bu isteğin husumet yönünden reddine, davacının tazminat isteminin ise davanın görülebilirlik şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının gerek dava dilekçesi içeriği gerekse ıslah dilekçesi içeriği değerlendirildiğinde davasını somut olaylara, iddialara, belirli bir tarihe ve delillere dayandırmayıp, şirkete ortak olduğu tarihten itibaren bütün yıllara ilişkin şirket karının araştırılmasını, tespitini ve ödenmesini istediği,
yine şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle şirketin aktifinde bir azalma veya umulan karda bir eksilme ile davacının bir zararı oluşmuş ise bu zararlara karşılık tazminata karar verilmesini istediği, bu durumda davacının davasının somut, belirli olmadığı,
HUMK’nun 179. maddesinde belirtilen iddianın dayanağı vakıalar ile açık bir şekilde iddianın bulunmayıp, mahkemeden şirketin geçmiş yıllardaki tüm kayıtlarının ve faaliyetlerinin incelenerek varsa usulsüzlüklerin saptanmasının istendiğinin anlaşılmış olmasına göre, ıslah edilmiş hali ile de davanın görülebilirlik şartını taşımadığı anlaşıldığından mahkemece davanın tazminat istemi yönünden de yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7234, K. 2011/1132, 3 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama