KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7368 E., 2011/432 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2009 tarih ve 2007/1674 - 2009/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların S.S.Demetevler Konut Yapı Kooperatifi’nin yöneticileri olduklarını ve kooperatifin müteahhidine ödenmesi gereken borcu davalıların ödememesi nedeniyle alacaklı müteahhit tarafından müvekkilinin de aralarında bulunduğu kooperatif ortaklarına karşı tasarrufun iptali davası açıldığını, haciz tehdidiyle karşı karşıya kalan müvekkilinin hiçbir borcu olmamasına rağmen icra takibi nedeniyle toplam 2.700,00 YTL ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalıların görevlerini ihmal etmeleri nedeniyle müvekkilinin borcu olmadığı halde ödemiş bulunduğu miktarın davalılardan tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, anılan miktarın ödeme tarihi olan 13.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, eylemin meydana gelmesinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gibi davacının davalıların ihmallerini ve zarar doğurucu eylemlerini öğrenmelerinden itibaren 2 yıllık sürenin geçtiği, bu nedenle zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından icra dosyasına ödenmek zorunda kalınan miktarlardan dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, kooperatif yöneticisi olan davalıların yasa, anasözleşme ve genel kurul kararları uyarınca üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemeleri nedeniyle hiçbir borcu olmamasına rağmen davalıların müteahhide ödeme yapmamalarından dolayı icra tehdidi altında müteahhide ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, davalıların eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Buna göre, davacı 18.09.2007 tarihinde açtığı bu dava ile ödediği miktarların son ödeme tarihi olan 13.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini istemiştir. Bu durumda davacının zararının oluştuğu tarih en son ödeme yaptığı tarihtir. Mahkemece, davacının davalıların zarara yol açan eylemlerinden doğan tazminat hakkının zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalıların davacının ödemelerde bulunması ile sonuçlanan zararına yol açan eylemleri yıllar önce başlamış ise de davacının zararı somut olarak ödeme yapması ile doğmuştur.
Ödeme yapmadan önce şahsi bir zararı olmadığından davalılar aleyhine doğrudan böyle bir dava açması zaten mümkün olmayacağından mahkemece davalıların yerinde olmayan zamanaşımına ilişkin savunmalarının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi ve davacının yaptığı ödemelerin davalıların kusurlu eylem ve işlemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının incelenip, sonucuna göre davacının isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7368, K. 2011/432, 20 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama