KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/749 E., 2010/7350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.03.2006 tarih ve 2005/276-2006/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ergani Çimento San.T.A.Ş.’nin hissedarı olduğunu, davalı TMSF’nin anılan şirketin mevcut yönetim ve denetim kurulu üyelerini görevden alarak yerlerine yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerini atadığını, TMSF’nin bu işleminin kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu şirketin T.İmar Bankası A.Ş. ve TMSF’ye hiçbir borcunun olmamasına rağmen TMSF tarafından atanan diğer davalıların TMSF lehine borç kabulleri sonucu şirketin borçlandırılmış bulunduğunu, bu suretle müvekkilinin şirketteki kar payı ve tasfiye payı üzerindeki haklarının zarara uğratılmış olduğunu,
müvekkilinin kar payı alacağı için yönetim kuruluna dava açma hakkının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin hissedarı bulunduğu Ergani Çimento San.T.A.Ş.’nin 2003 ve 2004 yıllarına ait temettü kaybından şimdilik 600.000 USD karşılığı 803.940,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkili aleyhine açılmış işbu davanın adli yargıda görülmesinin mümkün olmadığını, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, müvekkilleri yönetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılacak davaların Fon’a yöneltilmesi gerektiğini, müvekkillerine husumet düşmediğini, davacının ortaklık haklarının TMSF tarafından devralınmış olması nedeniyle ortak sıfatıyla dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF aleyhine açılmış olan davanın görev yönünden reddine, davacının idare mahkemesinde bu davalı aleyhine dava açmakta muhtariyetine, Fon tarafından atanan yöneticiler aleyhine şahsi sorumluluk davasının açılması mümkün bulunmadığından diğer davalılar hakkındaki davanın da pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının hissedarı olduğu şirketin yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralandığı, bu karar ile ortakların temettü hariç tüm ortaklık haklarına da el konulduğu, buna göre davacının ortak sıfatıyla TTK hükümlerine dayanarak dava açma hakkı olmadığından davacının aktif dava ehliyetinin de bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/749, K. 2010/7350, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama