KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7491 E., 2011/6748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2009 tarih ve 2008/78-2009/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2011 gününde davalılar avukatı ... geldiği, yapılan tebligata karşın davacı vekili duruşmaya gelmediği, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 15.10.2003 keşide 15.10.2004 vade tarihli (16.250) USD bedelli, keşidecisi dava dışı Ulvi PVC A.Ş., lehdarı yine dava dışı ... olan bonoyu Yasin'den ciro yoluyla alacağına karşılık olmak üzere temlik aldığını, borçlu şirketi temsilen bonoyu imzalayan davalıların keşide tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadıklarının anlaşılması üzerine anılan şirketin bono bedelini ödemediğini, yetkisiz temsilci sıfatları nedeniyle davalıların borçtan şahsen sorumlu olduklarını, vade tarihinden itibaren 3 yıldan fazla bir süre geçtiğinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılamadığını,
davalıların sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek, anılan meblağın karşılığı (20.468,87) TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, TTK'nun 661.maddesi uyarınca davanın zamanaşıma uğradığını, davacının ve bono lehdarının bononun keşide tarihini sonradan ve müvekkillerinin şirket temsilcisi olmadıkları bir tarih olarak yazmak suretiyle müvekkillerini yetkisiz temsilci sıfatıyla sorumlu kılmaya çalıştıklarını savunarak, davanın reddini ve % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi temsile yetkili olmadıkları halde dava konusu bononun davalılarca düzenlendiği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere keşide tarihinin sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan yemin teklifinin davacı tarafından eda edildiği, yetkisiz temsilci olan davalıların senet bedeli kadar sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde açıkça davalıların dava dışı Ulvi PVC A.Ş.’nin yetkilisi olmadıkları halde dava konusu bonoyu düzenledikleri ileri sürülerek işbu dava açılmıştır. Davalılar da anılan senedi şirket adına imzaladıklarını savunmuştur.
TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, temsile yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur. Salahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir. Mahkeme ise somut uyuşmazlığı ve özellikle davalıların zamanaşımı savunmasını, TTK.’nun 644. maddesine göre değerlendirmiş ve yazılı şekilde hüküm kurmuştur.
Oysa anılan maddenin işbu davada uygulanması mümkün değildir. Zira iddianın ve savunmanın yukarıda açıklanan niteliğine göre dava konusu bonoyu dava dışı şirket adına imzalayan davalıların sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemez. Dava konusu bonoya istinaden davalıların ancak TTK.’nun 590. maddesine göre sorumlu tutulabilmeleri mümkündür.
04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ve özellikle davalıların zamanaşımı savunması, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7491, K. 2011/6748, 2 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama