KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/75 E., 2010/10926 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2007/347-2008/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.10.2010 gününde davacı Avukatı ... gelip davalı avukatı davetiye tebliğini rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin içinde bulunduğu ... Grubu' nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti vererek binlerce insandan mevduat topladığını, müvekkilinin 03.03.1998 tarihinde 48.125.00.DM (24.605.00.Euro) karşılığı 44.289.00.YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını istediği an alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek müvekkili tarafından yatırılan 24.605.00.Euro (48.125.00.DM) karşılığı 44.289.00.YTL'nin talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, Ticaret Kanunun Anonim Şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak (24.605) Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... Gıda San. AŞ. unvanını taşımakta olup, devredenin ..., devredilen hisse adedinin 125, birim fiyatının (325) Euro ve ödenen miktarın (48.125) Euro olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. ... Holding A.Ş.’nin 25.2.2008 tarihli yazından davacının ... Gıda San. A.Ş. ortağı olduğu, 03.03.1998 tarihinde ...’dan hisse devir alarak ortak olduğu ve 125 adet hissesinin bulunduğu belirtilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının ... Gıda AŞ.’nde 125 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ...
Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu,
şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/75, K. 2010/10926, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama