KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8189 E., 2011/5154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.01.2009 tarih ve 2003/49-2009/6 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait fabrika sahası içerisinde yapılacak muhtelif hizmetlere ilişkin olarak açılan ihale sonucu davalının ihale ile aldığı hizmetlerin kendi elemanları eliyle yürütülmesi sırasında davalı şirketin Petrol-İş Sendikasına kayıtlı bir kısım elemanları adına anılan sendika tarafından müvekkil şirket hasım gösterilerek Tekkeköy İş Mahkemesinde açılan davalar sonucu davacıların müvekkil şirketin kadrolu elemanlarına uygulanan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmalarının tespitine ve ücret alacağına karar verildiğini,
kararların Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleşmesi üzerine takibe konulan alacakların müvekkil şirket tarafından ilgili icra müdürlüğüne ödenmek zorunda kalındığını, müvekkil şirket tarafından davalı şirketin sendikaya kayıtlı elemanları adına ödenen ve davalı şirketin iş yaptığı dönemi kapsayan asıl alacak, faiz, mahkeme ve icra masrafları toplamı 124.339.703.324 TL’den davalı şirketle akdedilen 01/07/1997 başlangıç tarihli Muhtelif Hizmetlere İlişkin Sözleşmenin “Müteahhitin Sorumlulukları” başlıklı 4.3. maddesi gereğince davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek,
sözkonusu miktarın faiziyle birlikte davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin kesinleşmiş olan tazminat davalarına konu Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacının rücuan tahsil talebinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacının kadrolu işçileri için yaptığı toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, rücu imkanının varlığının kabul edilmesi durumunda davalının tarafı olmadığı toplu iş sözleşmesinin sonuçlarından
sorumlu tutularak aldığı ihale bedelinden daha fazla ödeme yapmasının gerektiği, bunun sözleşmede düzenlenen maliyeti artıran unsurların ortaya çıkması halinde davacının aradaki farkı ödeyeceğine ilişkin hükme aykırı olduğu, bu durumda davacının sözleşmenin bütününe göre rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin sendikaya kayıtlı elemanları adına yapılan ödemelerin davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdedilmiş olan 01.07.1997 başlangıç tarihli muhtelif hizmetler ile ilgili şartnamenin müteahhitin sorumluluklarına ilişkin 4.3. maddesinde, müteahhidin çalıştırdığı işçilerin işvereni olduğu, personel çalıştırmaktan mer’i kanunlar (Vergi Kanunu, SSK Kanunu, İş Kanunu, Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt,
Sendikalar Kanunu vb.) muvacehesinde bütün yükümlülükleri ve bu kanunlardan dolayı ortaya çıkabilecek her türlü ihtilaflardan şirkete rücu edilebilecek miktarların ödenmesini müteahhidin kabul edeceği açıkça düzenlenmiştir.Bu durumda davacının davalının sendikaya kayıtlı işçileri adına Toplu İş Sözleşmesine dayalı olarak yaptığı ödemeyi anılan sözleşme hükmü uyarınca davalıdan rücu hakkının bulunduğunun kabulü ile davacının ödemek zorunda kaldığı miktarın anılan sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken mahkemece sözleşmenin açık hükmüne aykırı bulunan yazılı gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar
verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8189, K. 2011/5154, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama