KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8365 E., 2010/2593 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.07.2008 tarih ve 2007/398-2008/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın kredi kartı borcu olmadığı halde müvekkili hakkında haksız olarak icra takibi başlattığını, bu nedenle bir miktar para tahsil ettiğini, açılan dava sonucu müvekkilinin kredi kartı borcunun bulunmadığının tesbit edildiğini, davalının haksız icra takibi sonucu müvekkilinin itibarının zedelendiğini ve manevi olarak zarar gördüğünü ileri sürerek, 20.000 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.000 YTL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi başlatıldığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı banka tarafından davacının kredi kartından 400 YTL nakit kredi çektiği iddiasıyla, davacı ve kefili hakkında icra takibi başlatılmış, davacının itirazı üzerine hakkındaki takip durmuş, ancak davacının kefili olan ... hakkındaki takip devam etmiştir.
Daha sonra, davacı ve kefili tarafından açılan menfi tespit davasında para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı ve kefilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İşbu davada ise, davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın haksız icra takibi başlatması nedeniyle davalar ile uğraşmak zorunda kaldığını, bu nedenle bankalardan kredi çekemediğini ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa davalı banka tarafından başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı hakkındaki takip durmuş ve herhangi bir haciz işlemi uygulanmamıştır. Ayrıca, icra takibi nedeniyle davacının bankalardan kredi çekemediğine ilişkin dosya içerisinde somut bir delil olmadığı gibi takibinin itiraz üzerine kısa bir süre durması nedeniyle davacının ne gibi manevi zarara uğradığı da ispat edilebilmiş değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8365, K. 2010/2593, 9 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama