KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/852 E., 2010/11688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.03.2008 tarih ve 2003/117 - 2008/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde davacı-karşı davalı avukatı ... ile davalı -karşı davacı avukatı ... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin EVİTA markasını 1987’den bu yana hazır giyim ve toptan konfeksiyon emtiasında kullana gelmekte iken 20/05/1992 tarihinde de tescil ettirdiğini, zamanla da bu markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, davalının da aynı markayı başka emtialar için dahi olsa tescil ettirmesinin markaya tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı markasının terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşılık davada ise markayı müvekkilinin meşhur ve maruf hale getirdiğini ileri sürerek, davacı-karşı davalı markasının sicilden terkinini talep etmiştir.
Mahkemece asıl ve karşı davaların reddine dair verilen karar, Dairemizin 30/05/2002 tarihli kararı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak ve bilirkişi raporu alınarak, markanın tescil edildiği tarihte tabi olduğu yasaya göre ürünlerin aynı olmaması nedeniyle iltibas değerlendirmesi dahi yapılamayacağı,
556 sayılı KHK’ya göre de ürünler arasındaki benzerliğin çok zayıf oluşu markaların kısa aralıkla ard arda tescil edilmesi markayı oluşturan ibarenin dünyaca tanınmış bir tarihi kişiliğe ait olması ve otomatikman onu çağrıştırması ve piyasada bu tanınmışlık nedeniyle çok yaygın kullanılması ve tescilden bu yana 16 yıl gibi çok uzun bir süre geçmesi ve her iki firmanın bu süre boyunca aynı ibare altında kullanıma bağlı olarak ayırt edicilik kazanmaları nedeniyle orta dikkatli tüketicinin markaların orijinlerinin karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
bilirkişilerin de ürünlerin farklı gruplarda yer alması nedeniyle iltibas bulunmadığını belirttiği ve davacının marka tescil başvurusu daha eski olup, marka üzerindeki önceliğin davacıya ait olduğu önceki bozma kararlarında da kabul edildiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar, mahkemenin tescilden bu yana geçen 16 yıllık sürede taraf markalarının kullanım nedeniyle ayırtedicilik kazandığına dair gerekçesi, işbu davanın 1996 yılında açılmış olması ve her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiğinden isabetli olmamakla birlikte, taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli ve benzer olmadıklarına ilişkin gerekçeleri itibariyle davacı-karşı davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/852, K. 2010/11688, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama