KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8648 E., 2011/1327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Siirt Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/04/2009 tarih ve 2008/265-2009/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan akaryakıt istasyonunun betonlama sahasından geçen ve davalı idarenin bakımından sorumlu olduğu su borularının patlaması nedeniyle sigortalı iş yerinde hasar meydana geldiğini, hasar miktarının sigorta ettirene ödendiğini, kusurlu olan davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 4.412 TL'nin 14.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın dayanağının hizmet kusuru olması nedeniyle görevin idari yargı mercilerine ait olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu olayın Siirt Belediyesi SİSKİ Müdürlüğü'ne ait su borusunun patlaması sonucu Ertekin Petrol ürünlerine ait akaryakıt istasyonunun oto yıkama ve yağlama ünitesinin altında boşluklar oluşması nedeniyle meydana geldiği, olayın olduğu tarih itibariyle poliçe kapsamında olduğu, davacı ... tarafından sigorta ettirenin zararının ödendiği, kusurun tamamının davalıda olduğu,
her ne kadar yargı yolu itirazında bulunulmuş ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması nedeniyle davalının tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.412 TL'nin ödeme tarihi olan 14.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davalı ...’nin Su ve Kanalizasyon İşletme Müdürlüğü’nün bakım ve onarımından sorumlu olduğu su borularının patlaması sonucu sızan suların davacının sigortalısı olan iş yerinde hasara neden olduğu maddi olgusuna dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu`nun 14 nci maddesi uyarınca, su ve kanalizasyon hizmetleri belediyelerin görevleri arasındadır. Belediyenin bu zorunlu kamu görevi dolayısıyla meydana gelen zararlar, hizmet kusuru sonucu doğmuş olacağından, tazminat davasının davalı bakımından çözümlenme yeri, idari yargı mercidir. Zira, kamu hizmetini görmekle yükümlü olan davalı idare, kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi değildir.
Davacının iddiası, hizmet kusurundan kaynaklanan zarara ilişkin olup, böyle bir davanın, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2 nci maddesi hükmü uyarınca davalı idare aleyhine tam yargı davası olarak açılması gerekmektedir.
O halde, mahkemece, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, ayrı bir tüzel kişiliği olan ve TTK’nun 3,11,12/11,14,18/1 maddeleri ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tacir sayılan İSKİ hakkında verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.09.1983 gün ve 1980/11-2721 Esas 1983/823 Karar, 29.11.1995 gün ve 1995/11-647 Esas 1995/1043 Karar sayılı ilamları yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8648, K. 2011/1327, 8 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama