KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8886 E., 2011/2005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2008/536-2009/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 25.04.2008 tarihinde imzalanan elektrik faturalarının tahsilatı konusundaki protokolün 20.maddesi uyarınca davalının müvekkili tarafından talep edilen teminat mektuplarından komisyon ve masraf almamayı kabul ettiğini, ancak 30.06.2008 tarihinden sonra bankanın 5.000.000 YTL’yi aşan teminat mektuplarından protokole rağmen komisyon ve masraf almaya başladığını ileri sürerek, teminat mektuplarına ilişkin olarak alınan toplam 14.910,52TL’lik komisyon bedelinin işlem tarihleri gözetilerek ayrı ayrı hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan protokolün 20.maddesi uyarınca bankanın “imkanlar dahilinde teminat mektuplarını masraf ve komisyonsuz karşılamayı taahhüt ettiğini”, 30.06.2008 tarihi itibariyle banka imkanının 5.000.000,00.-TL olduğunun davacıya bildirildiğini, bu miktarı aşan teminat mektuplarından komisyon ve masraf alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan protokolün 20.maddesinde "Başkent EDAŞ'ın garanti veya teminat mektubu talebi bankanın imkanları dahilinde karşılanacaktır.
Banka bu işlemlerden dolayı kanunen ödenen vergiler dışında herhangi bir masraf ve komisyon talep etmeyecektir" şeklinde düzenlemeye yer verildiği, bu düzenlemeden bankanın imkanları dahilinde davacının teminat mektubu taleplerini karşılamayı kabul ettiğinin anlaşıldığı, bankanın 30.06.2008 tarihli yazısı ile imkanlarının 5.000.000,00.-TL olduğunu davacıya bildirdiği, davacının bu bildirimden sonra bankanın imkanlarının daha fazla olduğu noktasında bir muaraza yaratmadığı,
davacının sözleşmenin 20.maddesindeki düzenleme karşısında bankanın bildirdiği imkanı aşan miktar yönünden teminat mektuplarına komisyon ve masraf ödemesi gerektiği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki protokole aykırı olarak davacının talep ettiği teminat mektuplarından davalı bankanın fazla komisyon tahsili nedeniyle istirdat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 25.04.2008 tarihinde imzalanan elektrik faturalarının tahsilatı konusundaki protokolün 20.maddesinde “BAŞKENT EDAŞ’ın garanti veya teminat mektubu talebi bankanın imkanları dahilinde karşılanacaktır.
Banka bu işlemlerden dolayı kanunen ödenen vergiler dışında herhangi bir masraf ve komisyon talep etmeyecektir” hükmüne yer verilmiştir. Davalı banka tarafından davacıya gönderilen 09.06.2008 tarihli yazı ile 30.06.2008 tarihinden itibaren “bankanın imkanları dahilinde toplamda (5.000.000.-YTL’ye) kadar olan teminat mektuplarından komisyon ve masraf almadan işlem yapılacağı” bildirilmiştir.
Davalı vekili de 07.05.2009 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında, dava konusu edilen komisyon tutarlarının 30.06.2008 tarihinden sonra verilen ve “5 milyon lirayı” aşan teminat mektuplarından kesilen komisyonlar olduğunu bildirmiştir. Davalı banka bu yazıya rağmen 5.000.000.-YTL’yi aşmayan teminat mektupları için komisyon kesintisi yapmıştır. Bu husus dosyaya davalı banka tarafından ibraz edilen tabloda da görülmektedir.
Bu itibarla mahkemece, taraflar arasındaki protokol hükmü ile davalı bankanın davacıya gönderdiği ve davalı banka tarafından kabul edilen yazı içeriğindeki meblağ da nazara alınarak hüküm verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8886, K. 2011/2005, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama