KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8900 E., 2011/2079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
768 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2009 tarih ve 2008/89-2009/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarından 26.01.2007 tarihinde bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı yoluyla 3. şahıs hesaplarına toplam 8.200 YTL’nin havale edildiğini, 800,00 YTL ve 1.400,00 YTL’nin davalı banka tarafından daha sonra hesaba iade edildiğini, davalı bankanın gerekli önlemleri almadığını ileri sürerek, 6.000,00 YTL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini, müvekkiline izafe edilecek kusur bulunmadığını, Teleweb sitesinin güvenliğini sağlamak için tüm tedbirleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hesabından toplam 8.200,00 TL bedelin havale yapıldığı, 2.200,00 TL’nin davalı banka tarafından bloke yapılarak davacı hesabına iade edildiği, 800,00 TL’nin de hesap sahibi tarafından davacıya iade edildiği, zararın 5.200,00 YTL olduğu, davacının kendi sorumluluğunda bulunan şifre ve kişisel bilgilerini gerektiği gibi koruyamaması, ek güvenlik önlemlerini almaması nedeni ile olayda 3/5 oranında kusurlu, davalının ek güvenlik önlemlerinin alınmasını zorunlu tutmaması nedeni ile 2/5 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle 5.200,00 TL’nin 2/5’i olan 2.080,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8900, K. 2011/2079, 2 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama