KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9577 E., 2011/2199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2009 tarih ve 2007/735-2009/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı karşı davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...’ün 1994 yılından bu yana faal olan davalı şirketin % 50 oranında ortakları olduğunu, 1998 yılında davalı şirket tarafından imal edilen malların pazarlanması amacıyla davalı ...’ün kızı ... ve ....’ın % 50 payla ortak oldukları Yar-Kim Endüstriyel Temizlik Ürünleri...Ltd.
Şti. unvanlı şirketin kurulduğunu, bu şirketin kuruluşundan sonra davalı şirketin bu şirket üzerinden faaliyetlerini yürüttüğünü, şirketlerin gerek ortakları gerekse faaliyet ve amaçları ile kardeş şirketler olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu, dava dışı Yar-Kim şirketinin ortağı bulunan ...’ın sahibi bulunduğu hisseleri davalı şirketin ortağı ...’ün oğlu ve Yarteks’in de halen müdürü olarak görev yapmakta olan Murat Şengönül’e devrettiğini, müvekkilinin davalı ... ve dava dışı Yar-Kim şirketinin tutumu nedeniyle davalı şirketteki denetim hakkı ve yükümlülüğünü yerine getiremediğini,
2007 yılı içinde davalı ...’in müvekkiline uyguladığı psikolojik baskı nedeni ile müvekkilinin davalı şirketten fiilen ayrılmak durumunda kaldığını, anılan davalının fiilen yapmış olduğu işlemlerle müvekkilini şirketten uzaklaştırdığı gibi ortağı olduğu şirketin kâr etmesini engellediğini ve tüm karı çocuklarına ait olan Yar-Kim şirketine aktararak tamamen kötüniyetli hareket ettiğini, müvekkili ile davalı ortak arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, şirketin devamında elde edilecek bir faydanın kalmadığını ileri sürerek,
davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile davalı şirkete tasfiye memuru tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, açılan karşı davada ise davacının müvekkil şirketi idare ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili karşı davaya yanıtında, idare ve temsile yetkili olan müvekkilinin şirketi zarara sokacak bir işleminin bulunmadığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket öz varlığının azaldığı, 2007 yılında şirketin iyi yönetilemediği, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık ve güvensizlik oluştuğu, TTK’nun limited şirketlerin feshi için aradığı koşulların gerçekleştiği, bu durumda davacının şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden ise davacı-karşı davalının şirketi zor duruma soktuğuna, görevini yapmada basiretsizlik, ağır ihmal gibi eylemlerinin bulunduğuna ilişkin hiç bir kanıt sunulmadığı, böyle bir muhik sebebin mevcut olmadığı sonucuna varılarak, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9577, K. 2011/2199, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama