KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9589 E., 2011/2208 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/06/2009 tarih ve 2008/270-2009/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan almış olduğu kredinin icra yoluyla geri ödenmesi sırasında müvekkilinden fazla para alındığının mahkemece belirlenerek hüküm altına alındığını, ancak bu ilk kararda faiz istenmediği için ayrıca faize hükmedilmediğini ileri sürerek, hüküm altına alınan 255.113.649 TL’ye ilk davanın açıldığı 25.01.1995 tarihinden itibaren sözleşmede öngörülen oranlarda faize hükmedilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacının ölümüyle davaya katılan mirasçılar davanın ıslahı ile 10 milyarın tahsilini istemişlerdir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı bankadan 808,49 TL faiz alacağının bulunduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 808,49 TL faiz alacağının davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000 TL’sini geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.07.2004 tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2009 tarihinden itibaren 1.400,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, davalının 808,49 TL ile sorumluluğuna karar verilmiş olup, davalı aleyhine hüküm altına alınan bu miktarın hüküm tarihi olan 04.06.2009 tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmüne göre belirlenen temyiz sınırının altında kaldığından temyizi kabil olmayıp, davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacıların temyiz itirazlarına gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacıların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9589, K. 2011/2208, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama