KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9659 E., 2011/2862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2009 tarih ve 2007/434-2009/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı banka nezdindeki hesaplarından internet bankacılığı şifresi kırılmak ve yeni şifre oluşturulmak suretiyle para çıkışları yapıldığını, meydana gelen olayda müvekkillerinin şifre kullanımı ve güvenlik kurallarıyla ilgili bir ihmal, kusur ve zafiyetlerinin olmadığını, oluşan zararın tamamen davalı bankanın internet bankacılığı işlemlerinde gerekli ve yeterli tedbirleri almamasından kaynaklandığını ileri sürerek, müvekkillerinin uğradığı 13.330,32 YTL zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davaya konu işlemin davacı tarafın egemenlik alanında bulunan kendisine tanımlı şifreler kullanılmak suretiyle yapıldığını, davacıların şifrelerini korumadıklarından kusurlu olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların şifrelerin kötüniyetli kişilerin eline geçmesindeki muhtemel zafiyetleri nedeniyle % 10 oranında, davalı bankanın da gerekli önlemleri almamasından dolayı % 90 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle bu oranlar üzerinden yapılan hesaplama sonucu davanın kısmen kabulü ile, 11.997,28 TL’nin faiziyle birlikte davalı bankadan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000 TL.sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2009 tarihi itibariyle 1.400,00 YTL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafça 13.330,32 YTL’nin tahsili istenmiş olup, mahkemece 12.05.2009 tarihinde 11.997,28 TL’nin hüküm altına alınmış olmasına göre davacı taraf isteminden reddine karar verilen miktarın hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırı olarak belirlenen 1.400,00 TL’nin altında kalması nedeniyle temyizi kabil olmadığından davacılar vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9659, K. 2011/2862, 17 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama