KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9755 E., 2010/1640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Samsun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
265 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2008/20-2008/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının dava dışı üç kişi ile birlikte müteselsil kefili oldukları kredi borcunun asıl borçlusu yerine davalının bankaya yaptığı ödemenin rücuan tahsili için başlattığı takibe müvekkilinin itiraz etmeyip kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya karşı BK’nun 488/2 nci maddesi uyarınca hissesi oranında sorumlu olduğunu, ödediğinin tamamını davalının isteyemeyeceğini ileri sürerek, müvekkilinin kefalet payına isabet eden miktardan fazlası için davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin asıl kredi veren taraf olduğunu, bankanın sadece kooperatifin finansmanı olduğunu, davalının ödediğinin tamamını davacıdan isteyebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle kooperatifin kefil olarak bankaya ödediği meblağın 3.650,21 YTL olduğu, bunun 1/5’i olan 730,04 YTL kadar davacının davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle, davalının bu meblağ kadar borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9755, K. 2010/1640, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama