KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9774 E., 2011/2434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2009 tarih ve 2006/842-2009/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtdışından getirtilen emtianın davalı ... şirketine verilen vekalet gereği gümrük işlemlerinin tamamlandığını, daha sonra bu şirket tarafından temin edilen diğer davalıların taşıyıcı ve sürücüsü olduğu araç ile emtianın sevk edilmesi sırasında geceleyin güvenliği olmayan bir yerde park halinde iken aracın emtia ile birlikte çalındığını ileri sürerek, emtia bedeli olan 162.129,34 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı ... şirketinin taşıyıcı olmaması nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalılar ise taşıyıcı olarak emtianın çalınmasından dolayı sorumlu oldukları gerekçesiyle, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacıya ait emtianın araç ile birlikte çalınması nedeniyle oluşan zarardan davalı ... şirketinin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile gümrük müşavirliği arasındaki ilişki vekalet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, yasal dayanağı BK 386 ve devamı maddeleridir. Vekil, vekil edenin talimatı doğrultusunda ve iyi bir surette vekaleti ifa ile mükelleftir. (BK 389-390 md.) Vekil müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye ve zimmetinde kalan paranın da
faizini vermeye mecburdur. (BK 392 md.) Vekalet sözleşmesi, sonucu itibariyle bir güven ilişkisi olduğundan vekalet konusunun yerine getirilmesinden vekile düşen başlıca yüküm onu özen ve sadakatle ifa etmesidir. B.K.'nun 390/1. maddesi özenle ifa borcunun sınır ve kapsamını çizmiştir. Anılan madde hükmüne göre vekilin sorumluluğu genel olarak hizmet sözleşmesinde işçinin sorumlu olduğu hükümlere tabidir.
Vekilin özenle ifası, hizmet sözleşmesinde olduğu gibi, sözleşmenin hükümlerine ve BK'nun 321. maddesinde açıklanan işçinin özen ve sadakat borcuna ilişkin unsurlara göre belirlenecektir. BK'nun 390/2. maddesine göre vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Vekilin özenle ifada bulunduğunun kabulü için tedbirli ve basiretli şekilde hareket etmesi gereklidir. BK'nun 32 ve 98. madde hükümleri her türlü kusuru kapsar.
O nedenle vekilin kusuru pek hafif olsa dahi sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yine sadakatle ifa müvekkilin yararına ve onun arzularına uygun olarak hareket etme borcunu kapsar. Sadakatle ifa genel bir anlatımla objektif iyi niyet kurallarına uygun olarak ifa şeklinde tanımlanmaktadır. (Bkz. Hatemi/Şerozan/Arpacı Borçlar Hukuku Özel Bölüm İst. 1992 sh. 319,320)
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacıya ait emtianın gümrük işlemlerinin tamamlanması ve emtianın davacıya sevk ve nakli hususunda davalı ... şirketine vekalet verilmiş olup, buna dayalı olarak davalı şirket diğer davalı taşıyıcı şirketi temin etmiş ve emtianın davacıya sevki sırasında sürücünün aracı geceleyin güvenliği olmayan bir yerde park etmesi sonucu araç yükü ile birlikte çalınmıştır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, aracın güvenliği olmayan bir yerde park edilmesi sonucu emtianın çalınmasından dolayı davalı taşıyıcı şirket kusurlu ve sorumlu olup, davalı ... şirketi de vekil olarak doğru taşıyıcıyı seçmede gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumludur.
Bu itibarla, mahkemece, davalı ... şirketinin taşıyıcıyı seçerken vekalet görevini özenle yerine getirmemesi nedeniyle davacıya ait emtianın çalınmasından dolayı oluşan zarardan sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9774, K. 2011/2434, 8 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama