KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9813 E., 2011/6266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2007/218-2008/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.05.2011 gününde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat..... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’nin sağlık konusunda faaliyet gösteren dünyaca tanınan firma olduğunu, diğer müvekkilinin ise, bu davacının Türkiye kuruluşu bulunduğunu, uzun araştırma ve geliştirme sonucu kronik miycloid lösemi(KML) ve gastrointestinal stromal tümörlerin tedavisinde kullanılmak üzere, ‘imatinib mesilatin beta poliformik formu’nu geliştirdiğini, dünyadaki diğer patentlerin yanı sıra Türkiye’de de incelemeli patent edindiğini, ‘GLIVEC’ isimli ilaç ürününü geliştirdiğini, Türkiye’de de satışa sunduğunu, bu ilacın tüm hücreler yerine kanserli hücreye etki ettiğini,
davalının müvekkilinin patentli bu ürününü referans göstererek Sağlık Bakanlığı’na kısaltılmış ruhsat başvurusunda bulunduğunu, haklarının bariz ve kaçınılmaz bir tecavüz tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını ileri sürerek, davalı eyleminin müvekkili patentine tecavüz veya tecavüz tehlikesi teşkil edeceğinin tespitine, muhtemel patent tecavüzü tehlikesinin önlenmesine, ref’ine ve men’ine, bu durumun haksız rekabet veya muhtemel haksız rekabet teşkil edeceğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, derdestlik ve husumet itirazında bulunarak, müvekkilinin başvurusu ilaç ile davacının ilacının aynı formda olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı patentinin 16.07.1998 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile verildiği ve halen geçerliliğini koruduğu, davacılara husumet düşeceği, davacı anonim şirketin diğer hak sahibi davacı şirketin Türkiye’de münhasıran yetkilisi bulunduğu, davalı başvurusunun henüz inceleme aşamasında olduğu, ruhsatname tanzim edilmediği ve satış izni verilmediği,
551 sayılı KHK.nin patentten doğan hakların kapsamı dışında kalan fiilleri düzenleyen 75. maddesine 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanunun 3. maddesi ile eklenen ‘f’ bendine göre ilaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dahil olmak üzere, ruhsat konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiillerin koruma kapsamı dışında tutulduğu, benzer bir dosyadaki ret kararının onandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar gerekçeli kararda davacı ....’nin unvanı yerine diğer davacının unvanının ikinci defa yazılmış olması doğru değil ise de bu durumun maddi hatadan kaynaklanmış olduğunun anlaşılmasına, yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9813, K. 2011/6266, 24 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama