KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10432 E., 2012/3785 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.03.2010 tarih ve 2008/416-2010/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, keşidecisi ...’dan 12.03.2001 keşide tarihli 5.695.000.000.-TL’lık çeki süresi içinde davalı bankaya ibraz ettiğinde karşılığının bulunmadığının anlaşıldığını, bu çeke dayalı olarak yapılan icra takibinin semeresiz kaldığını, başka bir çek için yapılan şikayet üzerine İstanbul 8.Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı ile keşidecinin hayali bir kişi olduğunun belirlendiğini, davalı bankanın 3167 sayılı Yasa ve bu Yasa’yı değiştiren 4814 sayılı Yasa gereğince çek karnesi verirken gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davacının zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, 5.695.000.000.-TL’nın 12.03.2001 tarihinden itibaren TCMB.’nın kısa vadeli avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, çekin karşılıksız çıktığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin çek karnesi verirken Yasa’da öngörülen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, aksi düşünülse dahi davacının keşideci ve kendinden önceki cirantalar hakkında takip yollarını tüketmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, keşideci ve cirantalar aleyhine yürütülen takibin semeresiz kaldığına ilişkin 22.01.2010 tarihli icra müdürlüğünden alınan belgenin dosyaya sunulduğu, bu belgenin icra müdürlüğünün işlemi mahiyetinde olup, iptal edilmediği sürece itibar edilir nitelikte olduğu, bu şekliyle davacının keşideci ve kendisinden önceki tüm cirantalar hakkındaki yasal yolları tüketmesi yönündeki dava şartının yerine getirildiği, tarafların meydana gelen zarardan %50 müterafık kusurlu oldukları belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 2.847,50 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10432, K. 2012/3785, 13 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama