KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10467 E., 2012/2534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/05/2010 tarih ve 2010/6-2010/357 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı nezdinde bulunan hesabı üzerine alacaklının 1. haciz ihbarnamesi gönderdiğini, davalının bu ihbarı 02.05.2006 tarihinde alıp, hesapta para bulunmadığı, hesap üzerinde bankanın rehni ve alacağı bulunduğu hususlarını bildirerek itirazda bulunduğunu, daha sonra bu hesaba müvekkili adına gelen havaleler ile hesaptaki paranın 10.359.28 TL'na ulaştığını, davalının ihbarnameye konu haciz bulunduğu savı ile bu parayı müvekkiline ödemediğini, oysa, henüz doğmamış alacakların haciz ihbarnamesi ile haczinin mümkün olmadığını, sadece mevcut para ve alacaklar üzerine haciz konulabileceğini,
icra yazısında doğacak hak ve alacakların haczine ilişkin bir ibare bulunmadığını sonradan hesaba giren paralar için yeni bir haciz ihbarnamesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 9.900 TL'nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haciz ihbarnamesinin ulaşması üzerine, alacaklı lehine 2. sırada 128.794.51 TL tutarında haciz blokesi konulduğunu, 1. sırada olan müvekkili alacağının tahsili üzerine davacı hesabında 06.09.2006 tarihi itibariyle 5.119.28 TL bakiye kaldığını icraya bildirdiklerini, zira takip borçlusu davacının bankada müstakbel bir alacağının doğduğunu müvekkilinin tespit etmesi halinde bunu icra dosyasına bildirmek zorunda olduğunu, haczin kaldırıldığına ilişkin yazıyı getirmeyen davacıya ödeme yapılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ileride doğacak muhtemel bir hakkın haczinin mümkün olmadığı, davacı hesabına sonradan gelen para üzerine, daha sonraki bir tarihte davalı tarafından haciz blokesi konulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar Daire'mizin 02.11.2009 tarihli ilamında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra; alınan 28.04.2010 tarihli ek bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı bankadaki hesabına gelen havalelerin davacının 3. kişilerle olan ticari ilişkisinden kaynaklanmakta olup davalı banka yönünden müstakbel alacak niteliğinde olmadığı, bu hesaba 1.haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden sonra gelen havaleler nedeniyle doğan 13.365,00.-TL alacağın dava tarihinden sonra 13.12.2007 tarihinde davacının vergi borcu nedeniyle davacı lehine vergi dairesine yatırıldığı, böylelikle
..../...
2010/10467
2012/2534
S.2
davanın asıl alacak bakımından konusuz kaldığı, ancak davalının dava konusu edilen 9.900,00.-TL asıl alacağın dava tarihinden vergi dairesine gönderildiği tarihe kadar işleyecek faizinden sorumlu olduğu gerekçesi ile, asıl alacağa yönelik dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ancak dava konusu edilen 9.900,00.-TL asıl alacağın dava tarihinden vergi dairesine gönderildiği tarihe kadar değişen oranlar uygulanmak suretiyle yürütülecek avans faizinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
21,15 H · 17,15 PH · 04,00 BK · 23.02.2012-Y.K
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10467, K. 2012/2534, 22 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama