KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10540 E., 2010/11635 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 gün ve 2006/543-2008/236 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.05.2010 gün ve 2008/12294-2010/5014 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının PVC esaslı kapı ve pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı delil tespiti sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine ihtiyati tedbir kararı almış olduğunu, tedbir kararının infaz edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini,
müvekkili tarafından davalıya karşı haksız rekabetin men’ ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, davalının müvekkili şirkete yönelik eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğine dair karar verilmiş olduğunu, bu kararın kesinleştiğini, mahkeme kararı ile davalıya ait tasarım tescil belgesinde geçen tasarımların özgün olmadığı, yenilik niteliği taşımadığı ve taraf ürünleri arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin büyük zarara ve kayıplara uğradığını ileri sürerek,
asıl davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 100.000.000.000 TL maddi, 500.000.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 600.000.000.000 TL tazminatın, birleşen davada ise aynı gerekçelerle 631.000,00 YTL maddi tazminatın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kanunların kendisine tanıdığı hakları kullandığını, yapılan işlemlerin mahkeme kararına dayalı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının tescilli tasarımdan doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmasının ağır kusur olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde bulunmadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, tescilli tasarımdan doğan hakların korunması amacıyla aldırılan ve uygulanan ihtiyati tedbirden doğan maddi ve manevi zararın giderilmesine ilişkin tazminat, birleşen dava aynı nedenden kaynaklanan maddi zarara ilişkin ek tazminat istemine ilişkindir.
Davalı, tescilli endüstriyel tasarım belgesine dayalı olarak davacı aleyhine 28.4.1999 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/524 D.İş dosyasından tedbir kararı alıp uygulatmıştır. Daha sonra davacı şirket tarafından 04.05.1999 tarihinde Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/179 esas sayılı dosyasında işbu davaya konu davalıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için dava açmış, yapılan yargılama sonucu tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin önlenmesine 26.04.2001 tarihinde karar verilmiş, karar Dairemizce onanarak kesinleşmiştir. İhtiyati tedbir kararları Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.08.1999 ve 02.06.1999 tarihlerinde verdiği kararlar ile kaldırılmıştır.
554 sayılı KHK’nin 45. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararının sonuçları kural olarak geriye etkilidir. Bundan dolayı, kural olarak tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan koruma baştan itibaren yok sayılır.
Hükümsüzlük kararının geriye etkili olarak sonuçlarını doğuracağına ilişkin kuralın iki istisnası olup bunlardan biri tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinden önce tasarımdan doğan haklara tecavüz sebebiyle verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar, ikincisi ise hükümsüzlük kararından önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmelerdir.
Davaya konu olayda mahkemece, hükümsüzlük kararının uygulanan ihtiyati tedbirden sonra verildiği ve davalının tescilli tasarımdan doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin ağır kusur olarak nitelendirilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, yukarıda açıklanan 554 sayılı KHK’nin 45. maddesinde düzenlenen iki istisnanın uygulanma şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötüniyeti olarak hareket etmesinden kaynaklanan bir zararın olup olmadığı tartışılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece anılan hususlar tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2008/12294 E, 2010/5014 K. ve 06.05.2010 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10540, K. 2010/11635, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama