KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1060 E., 2010/12730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında Görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2007/892-2008/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin donatanı olduğu “M/V Kazan” adlı gemi için davalının girişimleri ile Londra’da bulunan bir grup sigortacıdan 01.06.2006-31.05.2007 dönemini kapsayan tekne ve makine sigortası teminatı sağlandığını, sigortalı dönemde meydana gelen yangın sonucu geminin hasara uğradığını, sigorta poliçesi kapsamında yapılan tazmin talebi üzerine hasarın incelendiğini;
ancak, ödeme aşamasında sigorta sözleşmesindeki “Garanti” başlığında yer alan “sigorta yaptırılmasından itibaren 30 gün içinde masrafları müşterilere ait olmak üzere taahhüt edilen teknik değerlendirme İnserve tarafından yapılacaktır” şartının ihlal edildiği gerekçesiyle tazminatın ödenmediğini, söz konusu şarta göre yurt dışında mukim “İnserve” adlı bir denetim kuruluşundan şirketin yönetim ve çalışma metotları ile sahip olduğu gemilerine ilişkin genel bir inceleme raporu alınmasını öngördüğünü, ancak bu hususu davacının sonradan öğrendiğini,
incelemenin yapılmamasının sigorta sözleşmesinin ileriye etkili hükümsüz kılınacağı konusunda davalının uyarılmadığı, bununla birlikte 30 günlük sürede yabancı şirketle inceleme yapılmak üzere temasa geçildiği, ancak incelemenin zamanında yapılamadığı, davalı tarafından sorulduğunda kendisine iletilen durum üzerine 31.07.2006 tarihine kadar tamamlanması doğrultusunda ek süre alınıp, 17.07.2006 tarihli zeyilnamenin de düzenlendiği, incelemenin uzatılmış süre içinde de tamamlanmadığı, davalının yeterince ve ciddi biçimde uyarı yapmaması nedeniyle inceleme yapılmaması sonucu geminin sigorta teminatı dışında kalacağının öngörülemediği,
ayrıca, sigorta ilişkisinin devam ettiğine yönelik davalının 03.08.2006-04.08.2006-14.08.2006-02.10.2006- 11.10.2006 tarihli girişim ve yazışmaları ile sigorta poliçesinin geçersiz hale geldiği 31.07.2006 tarihi sonrasında da sigorta primi ve komisyonun davalı tarafça tahsil edilmiş bulunulmasına değer verilerek sonuçta sigorta teminatından mahrum kalındığını, zarara davalının yanıltıcı, gerçeğe aykırı biçimde güven verici, yanlış ve yönlendirici haksız eylem, işlem ve beyanları sonucunda uğranıldığını ileri sürerek, 850.000,00 EURO zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin İngiltere’de yerleşik olduğunu, taraflar arasında davacı adına hareket eden dava dışı GT&G Finance Limited vasıtasıyla aktedilen “Aracılık Çalışma Şartları Sözleşmesi” başlıklı bir sigorta brokerliği sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmede, uyuşmazlıklara uygulanacak hukukun İngiliz hukuku ve bu uyuşmazlıklara bakmaya yetkilimahkemelerin de İngiliz Mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, esasen MÖHUK'nun 40/1. maddesi uyarınca mahkemenin milletlerarası yargılama yetkisinin de bulunmadığını, yetkili mahkemenin İngiltere/Londra Mahkemeleri olduğunu, yetki konusundaki değerlendirmenin taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeye dayalı bulunması dikkate alınarak yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, taraflar arasında bir aracılık sözleşmesinin mevcudiyetinin tartışmasız olduğu, esasen davacının tazminat talebinin de aracılık hizmetinin gereği gibi verilmediği ve bu hizmetin verilmesi sırasında, davalının sözleşmeye sadık kalmayarak davacıyı yanılttığı iddiasına dayalı olduğu, bu durumda davanın sözleşme ilişkisi dikkate alınarak değerlendirileceği, davacı tarafın ileri sürdüğü haksız fiil nitelemesinin bu nedenle yerinde bulunmadığı,
davalı taraf davacının benimsemediği 14.01.2005 tarihli yazılı sözleşme metninde yer alan özel yetki şartına dayanmış ise de, öncelikle MÖHUK'nun 40. maddesi uyarınca mahkemenin milletlerarası yargılama yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenerek,
milletlerarası yetkisinin mevcudiyeti koşuluyla davalının varlığını iddia ettiği yetki şartının geçerliliğinin MÖHUK'nun 47. Maddesi de dikkate alınarak tartışılması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan dava bakımından MÖHUK'nun 40. maddesi göndermesiyle mahkemenin yer itibariyle yetkisini belirleyen HUMK'nun 9. Maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında, davalının İngiltere’de yerleşik olmasına ve Türkiye’de ikametgahı bulunmamasına göre, Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin yetkisinden söz edilemeyeceği,
İngiltere’de sağlanacak sigorta teminatı bakımından taraflar arasındaki aracılık sözleşmesinin ağırlıklı ediminin de İngiltere’de ifa edilecek bulunmasına göre HUMK'nun 10. maddesi çerçevesinde Mahkemenin yetkili kabul edilemeyeceği, davacı tarafça HUMK 16. Maddesine dayanılarak mahkemenin yetkisinden söz edilmiş ise de davanın aynî hakka ilişkin bulunmadığı, “mal davası” niteliği taşımadığı,
çekişmeli şey veya teminatının da söz konusu olmadığından uygulama alanı bulamayacağı gerekçesiyle 5718 Sayılı MÖHUK'nun 40 ve 47. maddeleri, HUMK'nun 9 ve 10. maddelerine ve davalının Londra/İngiltere ikametgahının olmasına göre işbu dava yönünden Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılacağından yetki itirazının kabulüne, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1060, K. 2010/12730, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama