KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1065 E., 2010/2786 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2007 gün ve 2005/285-2007/504 sayılı kararı onayan Daire’nin 12.11.2009 gün ve 2008/1964-2009/1769 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ziraat Bankası Elazığ Şubesi nezdindeki döviz hesabından sahte vekaletname ile kimliği bilinmeyen kişi veya kişilerce 34.500 USD çekildiğini, olay nedeni ile başlatılan savcılık soruşturmasının yürütülmekte olduğunu, sahte vekaletname ile paranın çekilmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ileri sürerek 34.500 USD'nin, bunun mümkün olmaması halinde TL karşılığı olan 46.050,00 YTL'nın en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunmuş, öte yandan davada müvekkili bankanın taraf sıfatının bulunmadığını, bankacılık mevzuatına göre ancak çok eski tarihli vekaletnamelerin sahteliğinin araştırılmasının gerekli olduğunu, buna rağmen vekaletnamenin düzenlendiği noterden teyit alındıktan sonra söz konusu ödemenin gerçekleştirildiğini, vekaletnamedeki imzaların ilk bakışta benzerlik arz etmesi nedeni ile çıplak gözle hesap sahibine ait olup olmadığının belirlenmesine imkan bulunmadığını,
müvekkili bankanın basiretli bir tacir gibi davrandığını ve meydana gelen zararla müvekkilinin eylemi arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, olaydan yasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı noterin sorumlu olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, vekaletnamenin Malatya'da düzenlenmiş olması ve müvekkilinin ikametgahının da bu yer olması nedeni ile Malatya Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, paranın çekilmesinde kullanılan vekaletnamenin düzenlenmesi sırasında gerekli denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getiren müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, kusurun davalı bankada olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalıların yetki itirazlarının reddiyle, BK’nun 51, Noterlik Kanunu’nun 162. maddeleri uyarınca davacının uğradığı zarardan davadışı sahtecilik işlemini gerektiren kişi ve/veya kişiler ile birlikte davalıların müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, 33.670,75 USD'nin dava tarihinden itibaren döviz mevduatına uygulanan faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; kararın davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.11.2009 tarihli ilamında gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalılardan TC Ziraat Bankası vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle, davacıya ait hesaptaki paranın 4.3.2005 tarih ve 827761 seri numarasını taşıyan sahte nüfus cüzdanı ve vekaletnameye dayalı olarak 9.3.2005 tarihinde davalı bankanın Elazığ Şubesi’nden çekilmiş olduğu açık ise de, bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemlerinin, bu eylemleri gerçekleştiren kişi ve/veya kişilerin davalı bankanın Ankara-Merkez Şubesi’ne 3.3.2005 tarihinde 22.5.2002 tarih ve 849810 seri numaralı sahte nüfus cüzdanı ve vekaletname ibraz etmeleri suretiyle başlatıldığının,
bunun üzerine Elazığ Şubesi’ndeki davacıya ait vadeli döviz tevdiat hesabındaki paranın vadesiz hesaba aktarıldığının, Ankara Merkez Şube görevlisi tarafından ibraz olunan nüfus cüzdanının soğuk damga içermemesi nedeniyle bu şubeden ödeme yapmayı reddetmesine karşın, davalı bankanın Elazığ Şubesi görevlilerinin uyarılmadığının,
buna rağmen Elazığ Şubesi görevlilerinin bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için Ankara Merkez Şube’den faks ile gönderilen ve mahsus dosyasında bulunması gereken sahte evrakları incelemeleri halinde sahteciliği kolayca fark edebilecek olmalarına karşın vadesiz hesaba alınan parayı gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin talep eden şahsa ödemiş olduklarının ve bu suretle davalı bankanın ortaya çıkan zarardan BK’nun 100. maddesi gereğince sorumlu bulunduğunun dosya kapsamıyla belirgin olmasına.
BK’nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca eksik teselsül halinde dahi davalı bankanın zararın tümünden müteselsilen sorumlu tutulmasına bir yanlışlık bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1065, K. 2010/2786, 12 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama