KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10909 E., 2012/2673 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen16/04/2010 tarih ve 2008/151-2010/539 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı banka personeli ...'nun intihar etmesinden sonra banka müşterilerinin hesaplarında usulsüzce para çekip zimmetine geçirdiği ve bir çok müşteri adına da bilgileri olmadan kredi kullandığının ortaya çıktığını, müvekkili hesabından da bilgisi dışında çeşitli zamanlarda 20.000,00 TL paranın çekilmiş olduğunu ve davalı bankanın personelinin verdiği bu zararı tazmin etmesinin gerektiğini ileri sürerek, anılan temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın hesabından para çekmesine ilişkin dekontlarda müşteri imzasının bulunduğunu, işlem sırasında müşteri görülmeden onay verilmesinin söz konusu olamayacağından davacı tarafça imza karşılığı alınan paranın geri iadesini talep etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, bir an için davacının boş dekontları imzaladığı kabul edilse bile boş dekontları imzalayan davacının meydana gelen zararda ağır kusur ve ihmalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait hesaptan davalı banka çalışanı ... tarafından usulsüz para çekme ve yatırma işlemlerinin yapıldığı, savcılık soruşturma dosyaları ve banka müfettiş raporlarından, banka görevlisi ...'nun büyük çaplı usulsüz işlemler neticesinde zimmet fiilini işlediğinin sabit olduğu, görevlinin kasasında mudilere ait imzaları içeren boş tediye fişlerinin bulunduğu, davalı bankanın görevlisinin müşteriler ile iyi ilişkilerine dayanarak açığa imzalı tediye fişlerini kullanmak suretiyle hesaplarda usulsüz işlemler yaptığının sabit olduğu,
davalı bankanın bir güven kurumu olması itibariyle çalıştırdığı yetkili kişilerin işlemlerinden kural olarak sorumlu olduğu, faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesini sürekli denetlenmesi gerektiğinden davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000,00 TL'nin işlem tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Dava, davacının iradesi dışında üçüncü kişi tarafından usulsüz işlemle çekildiği iddia olunan banka mevduatının davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davaya konu parasının hesaptan çekilme işlem tarihinden itibaren bankacılık işlemlerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece de talep gibi alacağın işlem tarihinden itibaren bankacılık işlemlerine uygulanan en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Oysa dosya içeriğinden davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir kayda rastlanılmadığı gibi, temerrüt sonrası dönem için avans faizi üzerinde bir faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, davacının temerrüt tarihine kadar akdi, sonrası için talep göz önüne alınarak mevduat faiz oranını geçmemek kaydıyla avans oranında temerrüt faizi isteyebileceği değerlendirilerek, buna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de, yapılan yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10909, K. 2012/2673, 24 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama