KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10934 E., 2012/2321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- AV....
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.05.2010 tarih ve 2009/137 - 2010/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... l tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında personel taşıma sözleşmesi imzalanarak davalının personellerinin işe gidiş ve gelişlerde müvekkili tarafından taşınmasının kararlaştırıldığını, 2008 Şubat ayına ait taşıma faturasının gönderilmesine rağmen ödenmediğini, davalı tarafından gerekçe bildirilmeden sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, haksız ve kötüniyetli süresinden önce fesih nedeniyle müvekkilinin gelir mahrumiyetinin olduğunu ileri sürerek ödenmeyen 3.634.40 TL taşıma ücreti ile 3.634.40 TL kâr mahrumiyetinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından müvekkiline faturanın gönderilmediğini, davacının sözleşme şartlarına göre taşıma işini yapmadığından davacının yerine başka bir firma ile anlaşma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre taraflar arasında minibüs personel taşıma sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmeye dayanarak 11.02.2009 tarihine kadar işine devam ederek hizmet verdiği, ancak davalı tarafından tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 16. maddesinin (b) bendinde sözleşmenin feshedilmesi için bir ay önceden haber verilmesi gerektiği, ancak davalı tarafından davacıya feshin bildirilmediği,her ne kadar davalı tarafından sözleşmenin feshedilmediği iddia edilmiş ise de, davalı vekili tarafından işe son verilmeyle ilgili olarak tutanağın dosyaya sunulduğu,
bu durumda akdin feshinin ihbarsız olarak yapıldığı, davacı tarafça kâr mahrumiyetinin de talep edildiği, taraflarca bir aylık ihbar süresi ile her zaman feshin yapılabileceği öngörüldüğü gerekçesiyle 3.634,40 TL hizmet bedelinin yasal, 3.634,40 TL ihbar bedelinin avans faiziyle olmak üzere toplam 7.268,80 TL'nın davalıdan tahsiline, kar mahrumiyetine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
./... 2010/10934 2012/2321
S:2
1-Dava, nakliye bedeli ve mahrum kalınan kar tahsili istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK'nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece gerekçesinde şubat ayı taşıma ücreti, talep edilmediği halde ihbar bedeline hükmedildiği ve kazanç kaybına ilişkin talebin reddedildiğinin belirtildiği halde gerekçeli kararda ve hükümde bununla çelişir şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durum karşısında, gerekçenin kendi içinde ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, gerekçeye uygun hüküm kurulması için mahkeme kararının taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
29.02.2012 - HK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10934, K. 2012/2321, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama