KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10941 E., 2012/3166 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2010 tarih ve 2010/3-2010/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Yatırım İşletmecilik A.Ş.’nin hissedarı, davalının ise adı geçen şirketin hakim ortağı olduğunu, davalı şirket tarafından dava dışı Yatırım İşletmecilik A.Ş. genel kurul toplantısına temsilci gönderilememesi nedeniyle 2004 yılından dava tarihine kadar genel kurul toplantılarının yapılamadığını ileri sürerek, davalı şirketin Yatırım A.Ş. genel kurulunda temsil edilebilmesi için temsil kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcileri, davacının iddialarının doğru olduğunu bildirerek, temsil kayyımı atanması talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ve dava dışı Yatırım A.Ş. ana sözleşmeleri gereğince, davalı şirketin iştiraklerinde temsilci tayininin ve Yatırım İşletmecilik A.Ş. genel kurulunun toplantı nisabının belirlendiği, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olup temsilci tayini konusunda olumsuz oy kullanan, B ve C grubu hisseleri temsil eden Sabri Özel ile İsa Ünal’ın davada taraf olmadıkları gibi bu kişilerin paydaşlık ve ortaklık haklarını bertaraf edecek şekilde temsil kayyımı atanması talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davanın niteliğine göre kabule bağlı davalardan sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı temyiz etmiştir.
1–Dava, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Ancak davalının, hakkında açılan davada verilen red kararını temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar, dava şartı olup, ileri sürülmese bile re’sen göz önüne alınması gereken bir durumdur. Davalının, hakkında açılan davada verilen red kararını temyizi ancak davacının temyizi üzerine karar gerekçesinin temyizi ile sınırlı olup, somut olayda bu durum mevcut olmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2–Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10941, K. 2012/3166, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama