KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11025 E., 2012/2743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/03/2010 tarih ve 2008/153-2010/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanında da bulunan “YONEX” ibaresinin spor malzemesi ve spor giyim emtialarında marka olarak dünya çapında, 1990 yılından itibaren de ülkemizde kullanıldığını ve bilindiğini, tanınmış marka olup "yy" şekil ibareli logonun grafik tasarımının eser niteliğinde bulunduğunu, davalının 21.09.1993 tarihinde tescil ettirdiği “Şekil + YONEX" markası karşısında üstün hakka sahip olduğunu ve kötü niyetli davalının markayı tescilden bu yana son beş yıldır kesintisiz olarak kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bu markayı ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişi olup gerçek hak sahibi bulunduğunu ve 15 yıldır kesintisiz kullandığını, 15 yıl sonra dava açılmasının MK. 2. maddeye aykırı olduğunu, hükümsüzlük davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, davacının Türkiye'deki ticari faaliyetlerinin müvekkilinin marka tescilinden sonra olduğunu, davacının tanınmış markasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, "Şekil + YONEX" markasının 18, 23, 24, 25, 26 ve 28. sınıflarda 21.09.1993 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davacının tescilsiz markasını 1990 yılından beri Türkiye’de kullandığı ve üstün hak sahibi olduğu, 1993 tarihi itibariyle Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu, şekil yönünden davalı markasının davacı markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu gibi emtia sınıfının da aynı veya benzer olduğu, davalı iyi niyetli olmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybının da oluşmadığı,
davalının 2008 yılında 167 adet valiz setini satmasının ciddi bir kullanım olarak kabul edilemeyeceği, 2008 yılı öncesi defterlerin de usulüne uygun tutulmadığından değerlendirmeye alınmadığı, bu nedenle 2008 öncesi davalı kullanımının ve markaya ayırt edicilik vasfını kazandırdığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11025, K. 2012/2743, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama