KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11214 E., 2012/7328 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2009/447-2009/512 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasarruflarını davalının külli halefi olduğu Yurtbank'ın Eskişehir Şubesi'nde değerlendirmek istediğini, bu şube çalışanlarının müvekkilini yönlendirmesi ve ikna etmesi neticesinde müvekkiline off-shore hesabı açıldığını, daha sonra davalı bankanın yönetimine TMSF tarafından 21.12.2009 tarihinde el konulduğunu, müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini, off-shore bankası aleyhine başlattığı icra takibinin de sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin zararından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, off-shore bankasının tamamen ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacak istemi hakkında kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, paranın havale edildiği Yurt Security Off Shore Ltd'nin, davalıdan ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, davacı tarafça her ne kadar bu şirket aleyhine icra takibi başlatılmış ve aciz vesikası alınmış ise de, söz konusu şirketin mukim olduğu Kıbrıs'ta tüm yasal yolların tüketilmediği, davacının, ancak bu ülkedeki yasal yolların tüketilmesinden sonra davalı şirkete müracaat edebileceği gerekçesiyle erken açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı İNG BANK A.Ş.’nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. Eskişehir Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, zamansız açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’nin bir kısım yöneticileri hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, Yurtbank A.Ş.’nin bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş.’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını dava dışı Yurt Security Off-Shore Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davalıya yöneltilen davanın zamansız olarak nitelendirilemeyeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11214, K. 2012/7328, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama