KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11734 E., 2010/12605 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.05.2008 gün ve 2005/837-2008/231 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.05.2010 gün ve 2008/13907-2010/5400 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... şirketinin ilk müşterilerinden olduğunu, 2003 yılı Mart ayından sonra yeniden örgütlenmeye karar verdiğini, bu süreçte müşterileri ile olan sözleşmeleri haberleri olmadan uzatıp kısalttığını, müvekkiline de haber verilmediğini, 2003 Ağustos ayında sahibi olduğu Doğan Holding hisselerinden dolayı sermaye artışından yararlanmak istediğini, davalı ... şirketinin defalarca aranmasına rağmen ulaşılamadığını, bu davalının bankası olan davalı bankayı aradığını, ancak bundan yararlanmak için Alo Garantiyi aramasını gerektiğinin söylendiğini, arandığında bir miktar hisse satmasının belirtildiğini,
talimata aykırı şekilde fazla hisse satıldığını, senet miktarı ve para bakımından zarar ettiğini, tüm hisseleri daha sonra düşük bedelle satmak zorunda kaldığını,bundan 25.000.00 TL zarara uğradığını, ayrıca yaklaşık 4 ay sonra Net Holding hissesi alış talimatı verildiğini, sözleşmenin bittiğinin söylenerek işlemin yapılmadığını, işlem gerçekleştirilmiş olsaydı 19.000.00 TL kar elde edeceğini, durumu davalı SPK’ya şikayet ettiğini, bu davalının cevap vermediği gibi denetim görevini yerine getirmediğini, mevcut fonun davalı bankanın İstanbul-Taksim Şubesine yatırıldığını çok sonra öğrendiğini, masraflar yaptığını,
manen de zarara uğradığını ileri sürerek, 2.000.00 YTL manevi, şimdilik 2.000.00 YTL alacak ve 1.800.00 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı SPK vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, işlemlerin kalite ve standardını artırmak için tüm müşterilere 21.03.2003 tarihinden itibaren hizmetlerin müvekkili banka üzerinden verileceğinin bildirildiğini, diğer müvekkilce alınan bu karar uyarınca hiçbir masraf yansıtılmadan acente durumunda müvekkili banka şubelerinde vadesiz mevduatlar açılması ve diğer bankacılık hizmetleri bakımından yeni sözleşmeler imzalanması zorunluluğunun doğduğunu, durumun 17.03.2003 tarihli yazıyla tüm müşterilere bildirildiğini, davacının bunu dava dilekçesinde kabul ettiğini, mağdur olunmaması için 16.03.2003 tarihine kadar eski sözleşmeler üzerinden işlem yapıldığını,
yeni sözleşmelerin çoğunun yapılmaması nedeniyle sürenin 01.09.2003 tarihine kadar uzatıldığını, sonra 07.10.2003 tarihine kadar ek süre daha verildiğini, daha sonra hesapların kapatıldığını, davacının talimatı ile 28.08.2003 tarihinde Doğan Holding hisse satışının yapıldığını, tüm iddiaların yersiz olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, SPK’ya karşı açılan davanın idari yargıda açılması gerektiği, diğer davalılar bakımından ise, davacının iddia ettiği zarar ve alacakla ilgili olarak sorumluluklarını gerektirir bir tespit ve zarar belirlemesi yapılmadığı, davacıya zamanında gerekli bildirimi yaptıkları gerekçesiyle SPK hakkındaki davanın husumet, diğer davalılar bakımından ise esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilip,davalı SPK hakkındaki davanın diğer davalılar üzerindeki denetim görevini yerine getirmediği iddiasıyla açıldığı, davanın bu şekilde nitelendirildiği,
anılan davalı hakkındaki davanın idari yargı yerinde bakılacağı, mahkemenin görevli olmadığı kabul edilmesine rağmen gerekçe ile hüküm çelişkisi oluşturacak şekilde davalı SPK hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11734, K. 2010/12605, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama