KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/11736 E., 2010/16049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
3.695 kelime·18 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve katılan ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Taraflar arasında görülen, ... Köyü 816 ve 817 parsel sayılı 4110 m2 ve 2650 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarla ilgili kadastro tesbitine itiraz davaları sonunda, mahkemece, çekişmeli parsellerin ... ÇİFTLİĞİNE ait Eylül 1340 tarih 5 sıra numaralı sicilden gelen Şubat 1962 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı ve yine tapu malikleri adına kayıtlı ... Köyü 367.600 m2 yüzölçümlü 1936 tarih 204 nolu vergi kaydı kapsamında, tapu maliki mirasçıları Davacılar ... ve arkadaşlarının zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle, ... ve arkadaşlarının davasının KABULÜNE, ... Köyü 816 ve 817 sayılı parsellerin payları oranında tapu malikleri ve mirasçıları adlarına tapuya TESCİLİNE karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ile katılan ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece, mahkeme kararı kısaca “çekişmeli pasellerin kadim kültür alanı olduğu, davacı tapu sahipleri tarafından 1960 lı yıllara kadar köylülere icara vermek suretiyle çekişmesiz aralıksız kullandıkları, ... bilirişi rapor ve haritasına göre, dava konusu parsellerin Mart 1290 (...
1291) tarihli sicilden gelen Şubat 1962 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarını birleştiren geometrik şeklin içinde kaldığının belirlendiği, bir an için tapu kaydı sınırları dışında kaldığı kabul edilse dahi, komşu parseller ile birlikte 1936 tarih ve 204 sıra numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve 1969 yılındaki kadastro tesbit tarihine kadar davacı tapu malikleri yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu saptanarak, ... sahibi gerçek kişilerin davalarının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı” gereğine değinilerek onanmışsa da,
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, Sayın çoğunlukça yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuçta dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 3402 Sayılı Yasanın 26 ve devamı maddelerinde kadastro mahkemesinin yargılama usulü düzenlenmiştir. İstisnalar dışında, kadastro mahkemesi de, genel mahkemelerde olduğu gibi, tarafların iddiaları ve savunmaları ile bağlı olup, aynı yere ilişkin olsa bile, farklı dosyalarda sunulan delillere dayanılarak, hüküm kurulamaz. Başka deyişle istisnalar dışında, kadastro mahkemesinde de, delillerin taraflarca sunulması ve dosyasının taraflarca oluşturulması ilkesi geçerlidir.
Mahkemece, davacı ve katılan gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtları ile vergi kayıtları yöntemince uygulanmadan, tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri ...
-5-
2010/11736-16049
ve paydaşları yönünden Kadastro Yasasının 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup, o davanın tarafı olmayan davalı Hazine ve katılan ... Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Dayanılan tapu kayıtlarının ve vergi aydının çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazların davacı ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulama yetersiz olup, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 sayılı dosyasında verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmadığı halde, bu kararın dayanağı keşif ve bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamaz.
Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kesinleşen kararının Hazineyi ve Orman Yönetimini bağlamayacağı düşünülmemiştir.
Taşınmazların devletleştirilmeye tabi, devlet ormanı olup olmadığı, yada devletleştirilen ormanların içinde yer alan orman içi açıklığı olup olmadığı araştırılmamış, bilirkişilere orman sınır hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmemiş, dava konusu taşınmazların devletleşen orman alanlarıyla bağlantısı ve konumu gösterilmeden, bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan,
yaşları gereği taşınmazın 1926 yılından öncesini bilme olanağı bulunmayan ve tapu malikleri davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerini tekrar eder niteliğindeki orman ve ziraat mühendislerinin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Bize göre Mahkemece;
a) Tapu kayıtlarında geçen ..., ...(...-..., ...), ... (...), ..., ... (İçmeler) köylerinin bulunabilecek en eski tarihli idari sınırlarına ait harita ve diğer belgeler, gerektiğinde eski kayıt ve defterler üzerinde inceleme ve araştırma yapabilecek nitelikte konunun uzmanı bilirkişiler tayin edilerek, ... Çiftliğine ait tapu kaydı, tapu kaydının geldilerinde sözü edilen 17 parça ... içindeki tapu kayıtları ile ..., ... ve İçmeler köyleriyle, (..., ...-..., ... köylerini dıştan çevreleyen) diğer komşu köylere ilişkin ... ve diğer tapu kayıtları,
b) aynı yere ilişkin dava dosyalarında tarafların tutunduğu ancak dosyada bulunmayan belge ve mahkeme kararları ile bunların eki olan bilirkişi rapor ve krokileri, dayanılan tapu kayıtlarının uygulandığı parsellerin dosyada bulunmayan kadastro tesbit tutanakları ile bu taşınmazları çevreleyen parsellerin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtları ve kadastro paftaları,
c) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihlisinden en yenisine kadar tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile ... fotoğrafları ve Amenajman planları,
d) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılarak bu yere ait 2863 Sayılı Yasa hükümlerine göre doğal yada kültürel sit alanı ile ilgili karar ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi,
e) Sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen Marmaris Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması,
Aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi, yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği göz önünde bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, yukarıda sözü edilen delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi ... dosya seçilerek,
tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilecek ve bu davalar ile ilgisi olmayan olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç Orman Yüksek mühendisi, üç
-6- 2010/11736-16049
Harita Mühendisi, üç ziraat uzmanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmesi,
Bundan sonra belirlenecek bir ... dosyada yapılacak keşifte; ... Valide ... Vakfından gelen ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.!8, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan önce oluşturulmuş Vakıfnamedeki sınırları, ...,... tarihli İcmali Hakani sureti: ...... sancağında, Ula kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı ... ve bir tarafı ... Beli ve ... Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda ...
Çiftliği denmekle ... bir kıta ..., ...
Çiftliği denmekle ... bir kıta ... ve ... çiftliği denmekle ... bir kıta ... sınırları ile bu kayıtların Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları, Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan sınırları yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanmalı, bu ... sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanmalı, uygulama sırasında, tutunulan ... maa ...
Çiftliği, ... Çiftliği ve ...
Çiftliği tapularında Mezar Gediği, ..., ... sınırlarının ortak sınır, ... (...), ...(içmeler) sınırlarının köy yada ... sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşçar-ı müsmire ve gayr-ı eşçarı müsmireyi müştemil ... kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve ... niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevkii yada nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ...
Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ila 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip birçok dava açıldığı, ... maa ...
Çiftliği tapusunun ... köyü 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı gözönünde bulundurularak tapu kayıtları yöntemin ve yeniden yerine uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmeli, tapu kayıtları sınırında ... ’ün tapu tesisinde ...
Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “...”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, ..., ... ve ... ... çiftliklerinin batı sınırını oluşturan geniş bir ... arazisi olabileceği düşünülerek uygulamanın buna göre yapılması, çelişkilerin yöntemince giderilmesi, ... (...) ve ...
(İçmeler) köyleri (yada çitlikleri) ile memleket haritasında ... köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak tapu kayıtları uygulanıp, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların belirlenmesi, tapu kayıtlarındaki sınırları itibariyle değil, ancak yüzölçümüyle geçerli kapsamının 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirmeye konu edilebileceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışındaki, orman alanlarının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre devlet ormanı sayıldığından,
bu bölümlerin eskiden beri Devlet Ormanı olması nedeniyle tapu kaydı kapsamında kaldığı düşüncesiyle devletleştirmeye konu edilemeyeceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan, devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alandan kalan miktar varsa, tapu kaydının tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle bir birlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak,
devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan bölümlerin Çiftliğin diğer arazileri olabileceği düşünülerek harita mühendisi bilirkişilere tapu uygulamasını, tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik krokili rapor alınması,
-7- 2010/11736-16049
Orman Bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişiler ile ... bilirkişiler vasıtasıyla, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, ... fotoğrafları ve amenajman planları, yörede yapılan tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporlarının uygulanması,
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının yöntemince uygulanması ile saptanacağı, ancak, somut olayda yörede ilk orman kadastrosunun ... Ormanları ile ... ve ...
Ormanlarında seri usulde yapıldığı, bu seriler dışında, bu köylerin idari sınırları içinde kalan diğer ormanların kadastrosunun yapılmadığı, bu nedenle 1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği,
13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı,
3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek,
... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, uyuşmazlık konusu taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu ... taşınmazlarla birlikte haritalar üzerinde bir arada gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte ayrı renkli kalemlerle işaretli kroki düzenlettirilmesi,
tapu kaydı sınırları içinde kalmayan ve eski tarihli haritalarda ve orman kadastrosunda orman sayılmayan alan olarak nitelenen ancak orman içi açıklığı olan bölümler varsa bu yerler kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalsa bile 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek bu bölümler düzenlenecek haritada gösterilmesi,
bilirkişilere müşterek imzalı tapu uygulamasını, orman kadastro haritasını, memleket haritası ve amenajman planlarının uygulamasını gösteren, krokilerin ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilerek tüm uygulamayı bir arada gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, bilimsel verileri bulunan ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi, bu rapor ve krokilerin onanmış örnekleri aynı yerde, aynı sav ve savunmaya dayalı olarak görülmekte olan dava dosyaları içine konulması, keşif giderleri, raporların içine konulduğu dosyalara pay edilmesi, Daha sonra,
bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir ... elemanı bilirkişi, üç ziraat uzmanı bilirkişi, bir ... elemanı bilirkişi vasıtasıyla her dosyada davaya konu olan taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden keşif yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında
-8- 2010/11736-16049
kalan bölümlerinde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmemesi, yöreye ait en eski tarihli ... fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm ... fotoğrafı ve haritalar özel stereoskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerle ne olarak göründüğü,
özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi, ... fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceğinin nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K., ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokileri yerine uygulanması,
... ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığının değerlendirilmesi,
... tapusuna dayanan gerçek kişilerin, yukarda daire kararında sözü edilen deliler ve özelikler başka zilyetler ile aralarında görülen davalar sonucu oluşan kesin hükümler ve diğer belge, karar ve tutanaklar, özellikle Türkiye genelinde 1936 - 1937 yıllarında yapılan arazi ve bina vergi yazımı sırasında taraflar için oluşturulan vergi kayıtları bir arada incelenip değerlendirilerek, bu yıllarda, davanın diğer tarafları, özellikle zilyetliğe dayanan gerçek kişiler adına vergiye kayıt edilen arazi yada bina olup olmadığı, Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması,
tüm bu deliller birlikte tartışılıp değerlendirilmeli, ... bilgisine sahip tarım uzman bilirkişiler ile jeolog bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif ... numuneleri alınarak, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu konuda bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Hazineyi bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak,
devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için bozulmasına karar verilmelidir.
Bu nedenlerle; Sayın çoğunluğun Orman Yönetimi ve Hazinenin itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyoruz.
... ... ...
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/11736, K. 2010/16049, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama