KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11755 E., 2012/3155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2010 tarih ve 2007/156-2010/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, yurtdışında pek çok ülkede üç boyutlu çikolata biçimindeki işareti marka olarak tescil ettirdiğini, Türkiye’de de tescil için davalı kuruma başvurduklarında davalının 556 Sayılı KHK’nin 7/1-a hükmü gereğince işaretin ayırt edici özelliğinin bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verdiğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK’nun red kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun ürünlerin tanım ve vasıflarına uzak, davacıya ait teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamaya olanak verecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı TPE YİDK’nun 2007-M-237 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka tescil isteminin reddine ilişkin TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacının 30. sınıftaki çikolata bar emtiası için tescil ettirmek istediği şekilden ibaret marka tescil başvurusu, davalı tarafından dava konusu işaretin ayırt edici olmadığı gerekçesiyle nihai olarak reddedilmiştir.
Başvuru konusu çikolata bar şeklinin tescil ettirilmek istendiği çikolata bar ürününün ortalama alıcıları tarafından 556 sayılı KHK’nin 7/1-a maddesinin atıfta bulunduğu 5 nci maddesi uyarınca tescil isteminde bulunan işletmeyi ve bu işletmenin mallarını diğer işletmelerden ve mallarından ayırt edici nitelikte olarak algılanamayacağı, tescili istenen malların bütünüyle ve sadece işlevsel amaçlara yönelik genel bir şekil olduğu anlaşılmaktadır.
O halde dava konusu başvurunun ayırt edici niteliğe sahip olduğu söylenemez. Ayrıca, TRIPS 15. maddesi uyarınca bir işaretin marka olarak korunabilmesi için ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiği gibi, Paris Sözleşmesi'nin 4. mükerrer 6. maddesi gereğince bir birlik ülkesinde tescil edilen markanın birlik üyesi diğer ülkelerde kabul edilip korunabilmesi için de aynı maddenin B.(2) bendine göre ayırt edicilik vasfını haiz olması zorunludur.
Bu itibarla, dava konusu başvurunun tescili istenen emtia yönünden özgün bir tasarım oluşturan şekil markası olarak kabul edilemeyeceği dolayısıyla da ayırt edici olmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde TPE YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11755, K. 2012/3155, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama