KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11959 E., 2012/3175 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2010 tarih ve 2009/420-2010/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılında davalı bankanın Malatya Şubesi'nde vadesiz hesap açtığını, bu zamana kadar paraya ihtiyacı olmaması nedeniyle herhangi bir işlem yapmadığını, sonradan bankaya gittiğinde hesaba ilişkin olarak herhangi bir bilgi olmadığının belirtildiğini ileri sürerek, 1987 yılında yatırdığı 100.000.000 TL. ( eski TL.na göre ) günümüz şartlarındaki bedelinin tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL.'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankada davacı adına açılmış hesaba rastlanmadığını, 21 yıl geçtikten sonra hak iddia edilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; davacının, banka hesabında bulunduğunu iddia ettiği paranın tahsili istemine ilişkin olup, T.T.K.'nun 4/6. maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılır. Somut olayda, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus bulunmamaktadır. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir
Bu itibarla, davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla görülüp, sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11959, K. 2012/3175, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama