KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12116 E., 2012/16631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2009 tarih ve 2008/643-2009/787 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/10/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının verdiği vekalete istinaden davalının temsilcisi ve oğlu olan ...tarafından imzalanmış 01.11.2005 keşide tarihli çeki aldığını ve bu çeke dayalı olarak yaptığı icra takibinde davalının çekteki imzaya itiraz ettiğini, icra mahkemesinde iddialarının incelenemediğini, oysaki ...’nun babası olan davalıdan aldığı vekalet ile babası adına birden çok kere çek keşide ettiğini, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ileri sürerek, çekte yazılı olan 100.000,00 TL’nın faiziyle birlikte tahsili ile müvekkili aleyhine icra mahkemesi tarafından hükmedilen % 40 tazminatın tahsili için davalı tarafça yapılan takibin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili ile bir ticari ilişkisinin olmadığını ve çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait bulunmadığını, ...’nun çekin tanzim tarihinde yetkili vekil olmadığını, bu nedenlerle davanın çeki imzalayan ...’ya karşı yetkisiz temsil hükümleri uyarınca açılması gerektiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir delil sunmadığı, bu itibarla vekalet hükümlerinin olayda uygulanamayacağı, davacının borç ilişkisinin ...ile olup, davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, bu durumda davacının davasını ispatlayamadığı, davacı aleyhine icra hukuk mahkemesi tarafından hükmedilen % 40 tazminata ilişkin olarak da bir mahkemenin başka bir mahkemenin alanına giren bir hükmü iptal etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, çekten kaynaklanan alacağın tahsili ile icra mahkemesi tarafından hükmedilen % 40 tazminatın kaldırılması istemlerine ilişkindir.
Dava dışı ...davalı olan babası ... tarafından verilen 01.03.2001 tarihli “Genel Vekaletname” ile babasını temsilen her türlü ticari işlemlerde bulunma ve kambiyo senedi düzenleme yetkileri ile donatılmıştır.Dava dışı ...’nun davalı olan babasını çok geniş bir şekilde temsil yetkisiyle donatıldığı vekaletnameyi hükümsüz kılan bir azilnamenin de mevcut olmadığı yargılama sırasında davaya konu çeke ait hesabın bulunduğu banka şubesinden gönderilen yazı içeriğinden de anlaşılmıştır.Davacı, davalının vekili olarak tayin edilmiş bulunan ...’ya yaptığı ödeme karşılığı davalıya ait davaya konu çeki aldığını iddia etmiş,
davalı da davacının bu iddiasına karşı çıkmadığı gibi yaptığı savunmada, davaya konu çekin ... tarafından imzalandığını, paranın ...’e verildiğini, bu çekten dolayı ...’in sorumlu olup, davacı ile arasında bir ticari ilişki olmadığından çekten sorumlu olmadığını bildirmiştir.Davalı verdiği vekaletname ile dava dışı oğlunu kendi adına kambiyo senedi tanzim etmesi için yetkili kıldığı gibi ticari işletmesinin yönetimini de aynı vekaletname ile oğluna bırakmıştır.Davacı ve başka şahısların tefecilik suçundan cezalandırılmaları için açılan ceza davasındaki yargılamada,
davalının daha önce oğlu tarafından imzalanan çekleri kabul ederek ödemeler yaptığı belirtilmiştir.Davacının da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında açılan sözkonusu ceza davasında sanıkların tefecilik suçunu işlediklerine dair haklarında somut bir delil elde edilemediğinden beraatlerine karar verilmiştir.Bu durumda,
dosya kapsamındaki tüm deliller ve ceza dosyasındaki beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava dışı ...’nun vekaletnamenin kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak düzenlediği çekten dolayı davalının hem verdiği vekaletname uyarınca hem de oğlu ...’in kendisini temsile yetkili olduğuna ilişkin olarak dış dünyada ve üçüncü kişiler nezdinde yarattığı güven nedeniyle sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Kabul şekline göre de, mahkemece İcra Hukuk Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan % 40 oranındaki tazminatın kaldırılmasına ilişkin davacı istemiyle ilgili olarak yapılan değerlendirmede başka bir mahkeme tarafından verilen hükmün iptal edilemeyeceği gerekçesiyle bu istemin de reddine karar verilmiş ise de İİK’nun 169/a ve 170. maddelerinde kambiyo senedine dayalı olarak yapılan takiplerde borçlunun imzaya ve borca yönelik olarak icra mahkemesine yaptığı itirazların kabulü halinde icra mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat ve cezaların alacaklının genel mahkemede açacağı davayı kazanması halinde kalkacağının da açıkça düzenlenmiş olmasına göre mahkemenin bu yöndeki gerekçesi de doğru olmayıp, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12116, K. 2012/16631, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama