İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2010/12153 K.2010/10997

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.03.2007 tarih ve 2004/1433 - 2007/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2010/12153Karar2010/10997Tarih1 Kasım 2010Okuma6 dk · 1.283 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2010/12153 E., 2010/10997 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Kasım 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Birleşen dava
... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Sayısı
2005/590 E - 2005/229 E - 2005/207 E - 2005/1433 E sayılı dosyaları
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.283 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.03.2007 tarih ve 2004/1433 - 2007/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 25.06.2002 tarihli genel kurulda seçilen yönetim ve denetim kurulu döneminde müvekkilinin kötü yönetildiğini, hatta şirket yönetimi adına hareket eden ...’in şirketin makineleri ve taşınmazlarıyla birlikte yok pahasına sattığını, bu işlemin iptali için açılan davanın derdest olduğunu, bu yöneticilerin ibra edilmediklerini, 19.10.2004 tarihli genel kurulda yapılan tüm işlemlerin kapatılmasını sağlamak, açılması muhtemel hukuk ve ceza davasından kaçınmak için şirketin tasfiyesine karar verildiğini, alınan kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, bu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Müdahale talebinde bulunan ... vekili, müvekkilinin önceki yönetim kurulu başkanı olduğunu, davacı yönetimin böyle bir dava açamayacağını, şirketin mallarının satışıyla ilgili işlemi yapan kişinin kendisi olduğunu, davaya müdahalede hukuki yararı bulunduğunu, iptal davası koşullarının oluşmadığını, alınan kararda usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin birleştirilen 2006/217 ve 2005/590 esas sayılı dosyalarında davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, 19.10.2004 tarihli genel kurulda tasfiye kararı alındığını, diğer davalı yönetimin bu kararı işletmediği gibi tasfiye işleriyle sınırlı olan yetkilerini aşarak davalı şirketi 15.08.2005 ve 17.01.2006 tarihli olağanüstü genel kurula çağırdığını, çağrıların usulsüz olduklarını, toplantı ve karar nisaplarının bulunmadığını, kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemenin birleşen 2005/229 esas sayılı dosyasında davacılar vekili, yönetici ve denetçi olan davalıların şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 100.000.000.000 TL tazminatın tahsiline talep etmişlerdir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin 2004/1433 esas sayılı dosyasında 19.10.2004 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan tasfiye kararının iptalinin talep edildiği, bu kararın sermayenin 3/4’ü aşan ortakların katılımıyla toplandığı, oy çokluğu ile kararın alındığı, TTK'nun 388.maddesine uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı, tasfiye memuru olarak yeni yönetimin atandığı, birleşen 2006/217 esas sayılı dava dosyasında da tasfiyenin kaldırılması kararının iptalinin istendiği,

tasfiye kararı hangi toplantı ve karar yeter sayısı ile alınmış ise, bunun aksine alınacak kararın da aynı nitelikte olması gerektiği, ancak, dava edilen genel kurulda tasfiyenin kaldırılmasına ilişkin kararın, tasfiye kararı alınan 19.10.2004 tarihli genel kuruldaki toplantı nisabının çok altında katılımla toplanılıp, oy birliği ile alındığı, bu açıdan toplantı nisabının olmadığı, ayrıca 19.10.2004 tarihinde seçilen yönetimin tasfiye memurluğu ile görevli bulunduğu halde yetkisini aşarak 15.08.2005 tarihli genel kurulu yaptığı, yetki dışında karar aldığı, genel kurulun mahkemenin birleşen 2005/590 esas sayılı dosyasında dava edildiği,

anılan genel kurulun da iptaline karar verildiği, 2005/229 esas sayılı tazminat dosyasının bu davalarla sehven birleştirildiği gerekçesiyle bu davanın tefrikine, 2004/1433 esas sayılı asıl davanın reddine, birleşen diğer davaların kabulüne, 15.08.2005 ve 17.01.2006 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir.

Kararı, asıl davanın davacıları ve birleşen davaların davalıları ... İplik San.A.Ş, ..., ... ve ... oğlu ... vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, anonim şirketin tasfiyesine ilişkin olarak genel kurulda alınan kararın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, hasımsız açılan bu davanın yargılamasına uzun süre devam edilmiş, daha sonra şirket tüzel kişiliği davaya dahil edilerek yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuştur. Dava, TTK'nun 381. maddesi hükmü uyarınca anonim şirketin yönetim kurulu tarafından açılmış genel kurulda alınan kararın iptaline yöneliktir. Anılan düzenlemeye göre, yönetim kurulunun da anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptalini dava etmesi mümkündür. Ancak, yönetim kurulunun açmış olduğu genel kurul kararının iptali davasında da husumet şirket tüzel kişiliğine yöneltilmelidir. Başka bir anlatımla, bu davanın hasımsız açılması mümkün olmayıp, şirket tüzel kişiliği davalı olarak gösterilmelidir. Bu halde, Dairemiz uygulamasına göre şirketi de denetim kurulu temsil etmelidir.

Öte yandan, Usul Hukukunda ‘dahili davalı’ diye bir hukuki işlem yöntemi bulunmamaktadır. İstisnai durumlar hariç, açılan davaya taraf ithali mümkün değildir. Hasımsız açılan davada şirketin davaya dahil edilerek hüküm kurulmasıda doğru görülmemiştir.

Bu durum karşısında, yönetim kurulu tarafından açılan genel kurulda alınan tasfiye kararının iptali davasının hasımsız açılamayacağı, davanın tüzel kişiliğe karşı yöneltilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olmuş ise de sonucu itibariyle bu dava yönünden doğru olan kararın açıklanan gerekçe ile onanması gerekmiştir.

2-Asıl davanın davacıları-birleşen davaların davalıları ... İplik San. A.Ş., ..., ... ve ... oğlu ... vekilinin birleşen davalara yönelik temyiz itirazlarına gelince.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TTK'nunda anonim şirketlerde fesih kararı alındıktan sonra bu kararın kaldırılarak şirket tüzel kişiliğinin devam edebileceğine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmamasına,

ancak, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, emredici hükümlere aykırılık sebebiyle oluşan fesih halleri dışında, ortak çoğunluğunun iradesi ile oluşan şirket faaliyetine son verme kararının aynı koşullar çerçevesinde geri alınmasına olanak tanınmasının, tüzel kişilik ve özellikle ticari amaçlı şirketler hukuku açısından aksine ve açıkça yasal bir engel olmadığı takdirde kabul edilmesine,

esasen, YHGK'nun 25.02.1987 gün ve 1986/11-211 esas, 1987/120 karar sayılı kararında da ifade edildiği ve Dairemizce'de benimsenerek uygulana geldiği üzere anonim şirketin süresinin bitmesine rağmen fiilen ticari faaliyetine devam etmesi halinde şirket genel kurulunca şirketin devamına karar verilmesinin mümkün bulunmasına mahkemenin birleşen 2006/217 esas sayılı dava dosyasında dava edilen 17.01.2006 tarihli genel kurulun 3.maddesinde tasfiye kararının kaldırılmasına ilişkin kararın, tasfiye kararının alındığı 19.04.2004 tarihli genel kuruldaki toplantı ve karar nisabına uygun alınmamasına,

daha az sermayeyi temsil eden ortakların katılımıyla toplanılıp karar alınmakla, bu yönüyle anılan kararın yok hükmünde olduğunun sabit bulunmasına göre, temyiz edenler vekilinin anılan dava dosyasında 17.01.2006 tarihli genel kurulun 3.maddesine yönelik davalı şirket aleyhine açtıkları davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

3-Birleşen davalar, genel kurullarda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Ancak, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların gerek yokluğunun tespiti gerekse iptali davalarının şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekmektedir. Anılan dava türlerinde yöneticilerin şahsına husumet yöneltilmesi mümkün değildir. O halde, birleşen davalarda davalı anonim şirket tüzel kişiliğinin yanında yöneticilerin de dava edildiği, bu davalılara husumet düşmeyeceği dikkate alınarak, anılan davalılar bakımından pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar ..., ... ve Bodo oğlu ... yararına bozulması gerekmiştir.

4-Ayrıca, birleşen 2006/217 esas sayılı dava dosyasında tasfiye kararın kaldırılması dışında başka kararlar da alınmıştır. Ancak, bu kararların neden iptaline karar verildiği gerekçede hiçbir şekilde açıklanmadan ve de ‘17.01.2006 tarihli genel kurul kararının iptaline’ ibaresi kullanılarak infazda tereddüde neden olacak şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın bu yönüyle temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.

5-Öte yandan, tasfiye halinde anonim şirketlerde genel kurul zorunlu organ olarak mevcudiyetini devam ettirir. Kural olarak, yetkilerini de tasfiye amaçlı olarak kullanır. Bu yetkiler, genel olarak tasfiyenin yapılması için zorunlu fakat mahiyetleri icabıyla tasfiye memuru veya memurlarınca yapılamayan diğer işlemleri kapsar. Dolayısıyla yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırması ve bu amaçlı kararların alınması her zaman mümkündür.

Somut olayda 19.10.2004 tarihli genel kurulda davalı şirketin tasfiyesine karar verilmiş ve yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalı yöneticiler tasfiye memuru olarak atanmıştır.

Ancak, tasfiye halindeki davalı şirketin 15.08.2005 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yokluk veya iptal nedenleri ayrı ayrı tartışılmadan salt yönetim kurulunun yetkisini aşarak genel kurulu toplantıya çağırdığının kabulü ile üstelik infazda tereddüde neden olacak şekilde ’15.08.2005 tarihli genel kurul kararının iptaline’ ibaresiyle hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davacıları ile birleşen davaların davalıları ... İplik San. A.Ş., ..., ... ve ... oğlu ... vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davaya ilişkin kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının reddine, (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın bu bentlerde ayrı ayrı bahsedilen davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12153, K. 2010/10997, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/12153
Karar No
2010/10997
Tarih
1 Kasım 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/12154 K.2010/16677
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/12154 K.2010/13473
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2010/12155 K.2010/14861
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/12156 K.2010/16699
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2010/12156 K.2010/14711
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/12156 K.2010/10771

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.