KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12462 E., 2012/4551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2009 tarih ve 2006/382 - 2009/718 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, alt taşıyıcı olan müvekkili ile üst taşıyan olan davalı arasında dava dışı bir şirketin emtialarının uluslararası taşınması konusunda faksla sözleşme düzenlendiğini, sözleşme içeriğine göre Özbekistan’a giriş için gerekli belgelerin davalı tarafından tedarik edileceğinin kararlaştırıldığını ancak davalının gerekli izin belgesini almaması üzerine Özbekistan gümrüğünden içeriye alınmayan emtia yüklü aracın Türkiye’ye geri döndüğünü, müvekkilinin 97 günlük bekleme süresi, imhasına karar verilen tavuk eti emtiasının imha masrafları, liman ücreti ile 1.600 USD tutarındaki bakiye navlun alacağının davalı tarafından ödenmesinin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik toplam 54.742,92 TL’nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, navlun faturasının davalı defterinde de kayıtlı bulunması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulünün gerektiği, davalının sözleşme uyarınca edimini yerine getirmediği için davalının uğradığı zararı ödemesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.709,40 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı asıl taşıyıcı ile davacı alt taşıyıcı arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca tazminat ve bakiye navlun alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
Dava dilekçesinde davacı taraf, davalıdan olan alacak kalemlerini açıkladığı bölümde navlun alacağının sözleşme uyarınca 9.000 USD olduğunu, 7.400 USD’nin ödenmiş olması nedeniyle bakiye navlun alacağının 1.600 USD olduğunu beyan etmiş olduğu halde mahkemece, davacı talebi aşılarak HUMK’nun 74. maddesine aykırı şekilde bakiye navlun alacağının 2.000 USD olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınan emtianın Özbekistan gümrüğünden girişine izin verilmemesi nedeniyle ortaya çıkmış olup, davacı tarafın davaya konu tazminat talepleri arasında yer alan kalemlerden birisi de, Özbekistan gümrüğüne varma tarihi ile emtianın imhası arasında geçen 97 günlük bekleme süresi nedeniyle 22.310 Euro alacağın bulunduğu iddiasıdır.
Mahkemenin hükmüne gerekçe yaptığı kök bilirkişi raporunda bu bekleme süresi gerekçesi açıklanmaksızın 11 gün olarak kabul edildiği halde 20.11.2009 tarihli ek raporda 93 gün olarak kabul edilmiş ve bu bekleme nedeniyle davacının 21.930 Euro alacığının bulunduğu belirtilmiştir. Buna rağmen mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın bekleme süresinin 11 gün olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacı tarafın emtiayı nakliyesi esnasında davalı tarafın sözleşme uyarınca yüklendiği “ Özbek izni firmamıza aittir” edimini ifa etmemesi nedeniyle davacı tarafın talep etme hakkının bulunduğu bekleme süresinin denetime imkan verecek şekilde tespitiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12462, K. 2012/4551, 23 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama