KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12764 E., 2011/668 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/07/2008 gün ve 2007/783-2008/375 sayılı kararı bozan Daire’nin 07.06.2010 gün ve 2010/2787 - 2010/6560 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’ın 759 No'lu Ortakent Tarım Kredi Kooperatifi’nden hayvancılık kredisi kullandığını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine 4876 sayılı Yasa uyarınca yapılandırıldığını, murisin damadı ...’ın da taahhütname imzaladığını, taahhütname uyarınca 31.10.2003 ve 01.11.2004 vade tarihli borçların gecikme faizi ile birlikte ödendiğini, 31.10.2005 vade tarihli son taksitin ödenmesi için 30.01.2006 tarihinde saat 16.30’da kooperatife gidildiğinde kapalı olduğunu, bu nedenle ödemenin yapılamadığını,
yapılan araştırmada 759 No'lu Kooperatif’in 29.08.2005 tarihli karar ile 729 No'lu davalı kooperatifle birleşmesine karar verildiğinin öğrenildiğini, 31.01.2006 tarihinde son taksit borçlarının faizi birlikte davalı kooperatife ödendiğini, ifa mahallinin kendilerine tebliğ edilmediğini, murise ait müşterek ve müteselsil borç senetleri ve verilen ipotek nedeniyle Bodrum 2. İcra Müdürlüğü’nün 2006/2527E. ve Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3167 E. sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını ileri sürerek,
takipler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takiplerinin iptaline, davalının %40 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 759 No'lu Ortakent Tarım Kredi Kooperatifi’nin müvekkili kooperatif ile birleştirildiğini, imzalanan taahhütnamede borcun geciktirilmesi halinde protokolün geçersiz olacağının belirtildiğini ve bunun davacılar tarafından bilindiğini, ihtirazi kayıt konulmadan paranın kabul edildiği yönündeki davacı iddialarının yerinde olmadığını, davacıların temerrüde düştüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Bu kez davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, menfi tespit ve %40 kötüniyet tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında imzalanan protokolde, taksitlerin vadesinde ödenmemesi halinde protokolün geçersiz sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Protokoldeki “en geç” ibaresi nedeniyle davalının protokolü mehil vermeden geçersiz sayma hakkı olduğundan, davalının davacı tarafın vadesinden sonra yaptığı gecikmiş ifayı kabul etmesinin, protokolü ayakta tutma sonucunu doğurması da mümkün değildir.
Esasen bu tespitler önceki bozma ilamında da aynen yer almıştır. Ancak davacılar vekili, müvekkilinin ödemesinin protokol hükümlerine uygun olduğu iddiasının yanı sıra, bir an için protokolün feshinin haklı olduğu kabul edilse bile temel ilişkiye göre müvekkillerinden fazla talepte bulunulduğunu da ileri sürmüştür.
Dolayısıyla mahkemece bu yönde de bir inceleme yapılması ve davacıların temel ilişkiye göre gerçekte ne kadar borcunun bulunduğunun ve davalının giriştiği icra takip dosyalarında talep edilen meblağın doğru olup olmadığının ve menfi tespit isteminin miktar bakımından da haklı olup olmadığının tespiti gereklidir.
Bu durum karşısında Dairemiz bozma ilamında davacının dava dilekçesinde borcun asıl sözleşme ilişkisine göre yanlış hesaplandığını ileri sürmediğinin belirtilmesi doğru olmamış, Dairemizin 07.06.2010 gün ve 2010/2787 E.- 6560 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12764, K. 2011/668, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama