KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12775 E., 2011/796 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 gün ve 2008/454-2008/453 sayılı kararı onayan Daire’nin 12.07.2010 gün ve 2009/2512-2010/8192 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Aline Ltd.Şti.’ne sattığı kontör yükleme kartı karşılığında 04.09.2002 tarihli 29.000.-YTL, 05.09.2002 tarihli 84.500,00 YTL ve 06.09.2002 tarihli 84.600,00 YTL’lık üç adet çekin keşide edilip davalının da aval verdiğini, son iki çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığını, borçlu şirket ve aval veren davalı aleyhine girişilen icra takibinin, davalının aval veren sıfatı ile değil, şirketi temsilen çeki imzaladığı yönündeki şikayeti üzerine iptal edildiğini ileri sürerek, iki adet çek bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirketi temsilen çeki imzaladığının Yargıtay onamasından da geçen İTM kararı ile sabit olduğunu, ayrıca davalının şirketten çek keşide tarihinden önce pay devraldığını davacının bildiğini, davacı lehine borçlu şirket adına çıkarılan havalelerin dekontlarını da müvekkilinin imzaladığı savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava dışı şirketin 07.08.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsilcisi olarak atandığı, bu kararın tescil ve ilan edilmemesinin tüzel kişiliği bağlayıcılık yönünden etkisinin olmadığı, durumu bilen üçüncü kişiler bakımından da şirketi sorumluluk altına sokacağı, davacının uyuşmazlığa konu çeklerin keşide tarihinden önce dava dışı şirketin borcuna karşılık gönderildiğini kabul ettiği, şikayet dilekçesinde de davalının anılan şirketin temsilcisi olduğunu açıkladığı, davalının şirketi temsile yetkili bulunduğunu bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 12.07.2010 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12775, K. 2011/796, 26 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama