KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1326 E., 2011/2912 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.03.2009 tarih ve 2008/316 - 2009/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Didim İlçesi'ndeki taşınmazının dava dışı 3.kişilerce sahte vekaletname ile satıldığını, bu satışa imkan veren vekaletnamenin davalı Noter tarafından düzenlendiğini, BK'nun 41. maddesi ve Noterlik Kanunu hükümlerine göre davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 15.000,00 TL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Noter vekili, sahteciliğin gerçekleştirildiği vekaletnamenin tanzimi sırasında müvekkilinin bütün dikkati gösterdiğini, olaylarda davacının da dahli bulunduğu, yakınındaki kişiler tarafından sahteciliğin gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce (Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi gereğince davalı noterin kusursuz sorumluluğu sözkonusu ise de, kusursuz sorumlulukta nedensellik bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurlu veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunmasının gerektiği,
davalı noterin nedensellik bağının kesildiğine ilişkin savunması üzerinde durulmaksızın objektif sebep sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş olmasının eksik incelemeye dayalı olduğu) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, sahte vekaletnameyi çıkartan dava dışı üçüncü kişi ...'ün ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, sahte vekaletname kullanılarak gerçekleştirilen gayrimenkul satışı nedeniyle uğranılan zararın davalı noterden tazmini istemine ilişkindir. Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi gereğince noterlerin sorumlulukları kusursuz sorumluluktur. Diğer bir anlatımla zarar gören, davalının kusurunu kanıtlamak zorunda
değildir. Davalı da, kusurunun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.
Noterlerin sorumluluklarına ilişkin bu ilkeler 11.12.2007 tarihli bozma ilamımızda da açıklanmıştır. Ancak mahkemece, bozma ilamına farklı bir anlam yüklenerek ve sorumluluğa ilişkin ilkelerde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verildiği gibi mahkeme gerekçesinde de çelişkili tespitlere yer verilmesi doğru olmamıştır.
Zira gerekçede, olayda davacıdan temin edilen nüfus cüzdanın kullanıldığının belirtildiği aynı paragrafta bu kez vekaletname tanziminin sahte nüfus cüzdanı ibrazı nedeniyle gerçekleştiği ve bu nedenle noterin sorumlu olmadığı benimsenerek dosya içeriği ile örtüşmeyen çelişkili yorumlar yapılmıştır.
Oysa ki, sahtecilik suçundan hakkında mahkumiyet kararı verilen ... hakkındaki Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ilamının gerekçesinde olayda sahte nüfus cüzdanı kullanıldığına ilişkin bir tespite yer verilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, 11.12.2007 tarihli bozma ilamımızda ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda illiyet bağının kesildiği yönündeki davalı savunmasının araştırılarak, davaya konu olayda notere ibraz edilen kimlik belgesinin sahte olup olmadığının, davacıya ait nüfus cüzdanı aslının birbaşka kişi tarafından notere ibraz edilerek işlem yapılmasının sağlanıp sağlanmadığının çelişkiye meydan vermeyecek bir şekilde açıkça ortaya konularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1326, K. 2011/2912, 21 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama