KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13336 E., 2012/18687 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.04.2010 tarih ve 2009/281-2010/232 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.11.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının Adana ve Mersin Merkez Şubelerinde bulunan mevduat ve yatırım hesaplarından internet bankacılığı yoluyla dava dışı üçüncü kişilerin hesaplarına havale yoluyla 27.000.00 TL gönderilerek para çekildiğini, davalının mevduatları koruyamadığını, müvekkilinin zararının doğduğunu ileri sürerek, anılan meblağın işlem tarihlerinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, zararın meydana gelmesinde kişisel bilgileri ile şifresini gizlemeyen davacının kusurunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı Banka'nın sistemin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu, her türlü önlemi almasının gerektiği, davacının da kendi bilgisayarındaki güvenlikten sorumlu olduğu, virüs programının yüklendiğine dair belgesine rastlanmadığı, zararın meydana gelmesinde davalının yanında davacının da kusurunun bulunduğu, BK’nun 44. maddesi uyarınca davalının %70, davacının ise, %30 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.450 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaplardaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Kanun'un 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemlerle davacı hesaplarından uyuşmazlık konusu paranın dava dışı kimliği belirli kişiler adına havale edildiği çekişmesizdir. Yapılan soruşturma ve dosya kapsamından işlemlerde davacının bu kişi veya üçüncü kişilerle el ve iş birliği ile başka şekilde kusurlu davrandığı kanıtlanmamıştır. Davacıya kusur atfeden bilirkişi raporu tahmine dayalıdır.
Davalı Banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötüniyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, anılan önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır. O halde, davalı Banka'nın çekilen paradan sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Bu durum karşısında, davacının kusurunun kanıtlanmadığı dikkate alınarak, davanın tamamen kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13336, K. 2012/18687, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama