KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13461 E., 2012/4214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/06/2010 tarih ve 2009/440-2010/401 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 4 değişik şekilde tasarladığı bahçe havuzu ile ilgili tasarım tescil belgesi aldığını, davalının yeni kurduğu işyerine müvekkilinin tasarımlarını taklit etmek suretiyle 2 adet bahçe havuzu yaptırdığını, bu şekilde müvekkilinin tasarımlarına tecavüz edildiğini ileri sürerek, havuzlar için ayrı ayrı 12.500 TL olmak üzere 25.000 TL maddi tazminat ile 25.000 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının tecavüzünün menine, havuzların kal'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin ortağı bulunduğu şirketin eylemlerinden müvekkilinin şahsen sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı tarafça kendilerine husumet yöneltilemeyeceği savunulmuş ise de, davalının, ortağı bulunduğu dava dışı şirketi ayrı olarak temsil edebileceği ve söz konusu havuzların da şirket içinde yapılması karşısında bu savunmanın yerinde olmadığı, yapılan havuzların davacının 2007-1193/2 sayılı tasarımına benzerlik gösterdiğinden davacının tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüzün olduğu, 2007-1193/4 nolu tasarıma ise herhangi bir tecavüzün bulunmadığı, talep olunan maddi tazminatın içinde kullanılacak yapının ve ve işçilik ücretinin yer almadığı,
ancak ilgili KHK uyarınca tecavüz konusu havuzun davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulması halinde yapı maliyet bedelinin tazminattan düşürüleceği, bu nedenle bilirkişi raporunda havuz maliyeti olarak belirlenen 10.600 TL'nın düşülmeden tazminatın hesap edilmesinin gerektiği, talep edilen miktarın kullanılan tasarım ve yapı özellikleri dikkate alındığında makul seviyede olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.500 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talebinin reddine,
2007-1193/2 nolu tasarıma yapılan müdahalenin menine, havuzun kal'ine, 2007 1193/4 sayılı tasarıma ilişkin men ve kal talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacı adına tescilli endüstriyel tasarımlara tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
554 sayılı KHK'nun 48. maddesinde yapılan düzenlemenin amacı, ürünün, tasarım hakkı sahibinden izinsiz olarak ticaret alanına çıkarılmak suretiyle meydana getirilen tecavüzün engellenmesidir. Nitekim, 554 Sayılı KHK'nın 21/1 -(a) bendine göre de özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller bu KHK ile korunan tasarım hakkının dışında kalır.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı tarafça, davacı adına tescilli 2 nolu tasarımın taklidi niteliğinde bulunan bahçe havuzunun kendi şahsi ihtiyacı için imal edilip kullanıldığı anlaşılmaktadır.
O halde, ürünün taklidini imal edip kullanan davalı, esasen nihai tüketici sıfatına sahip olup bu bağlamda tüketici olan davalı aleyhine 554 sayılı KHK'nun 48. vd. maddelerine dayalı olarak açılan işbu tecavüzün önlenmesi ve tazminat davasının dinlenilmesi mümkün bulunmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13461, K. 2012/4214, 20 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama