KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13526 E., 2012/5282 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2010 tarih ve 2008/87-2010/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve tanınmışlık vasfı bulunan EVYAP ibareli 1967/102549 sayılı markanın sahibi olduğunu, 1969 yılından bu yana temizlik ve kozmetik ürünleri sektöründe EVYAP ayırıcı işaretini taşıyan ticaret unvanı ile faaliyette bulunduğunu, davalının 18.11.2005 tarihinde gerçekleştirdiği EVYAPAR ibareli 2005/49653 sayılı 35/1-8. sınıf hizmetleri içeren marka tescil başvurusuna itirazda bulunduklarını, ancak önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak YİDK tarafından 2008/M-15 sayılı kararla itirazlarının reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanının ayırıcı unsurunun EVYAPAR ibaresi olduğunu, iştigal mevzuu içerisinde her türlü ev eşyasının alım, satım, imalât ve ithalât hizmetlerinin bulunduğunu, uzun yıllardan bu yana EVYAPAR tanıtıcı işareti ile mağazacılık hizmeti de sunduğunu, bunun yanında EVYAPAR ibareli 20, 21 ve 27. sınıf emtiaları içeren, 2004/24516 sayılı ticaret markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin başvurusunun konusu olan işaret ile davacının marka ve ticaret unvanının ortalama tüketici kitlesi tarafından ilişkilendirilmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı markalarının kapsamında bulunan ürün ve hizmetlerin başvuru kapsamında yer almadığı, davacının marka ve ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanının 2003 yılından bu yana, markasının ise 2004 yılından bu yana karıştırılmaksızın eşzamanlı biçimde kullanıldıkları, piyasada ayrı ayrı tutundukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13526, K. 2012/5282, 4 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama