KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13740 E., 2012/4337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
573 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2009 tarih ve 2009/180-2009/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden satın aldığı makine boyaların bedelini ödemek amacıyla 31.03.2009 keşide tarihli 38.776,00 TL bedelli T. Garanti Bankası AŞ Pınarbaşı İzmir şubesine ait 8007233 numaralı çeki keşide ederek müvekkiline verdiğini, müvekkilinin ise söz konusu çeki dava dışı Akzo Nobel Boya San. ve Tic.
AŞ olan borcuna karşılı dava dışı şirkete verdiğini, dava dışı şirket tarafından çekin takas odasına ibraz edildiğini ancak çekin hesapta karşılığının bulunmaması nedeniyle dava dışı şirkete ödeme yapılmadığını, müvekkilinin çek bedelini ödeyerek çeki geri aldığını, davalı şirketten çek bedelini ödemesini sözlü olarak talep ettiğini, çek bedelinin ödenmemesi üzerine, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/446 d.
Iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, ihtiyati haciz kararının Adana 14. Icra müdürlüğünün 2009/1302 sayılı dosyası üzerinden infaz edildiğini, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki alacakları üzerine haciz konulduğunu, çekin bedelini hamiline ödeyerek geri alan ve çek aslını şu anda elinde bulunduran ciranta konumundaki müvekkilinin davalıdan çekin ödenmemiş bedelini, ibraz gününden itibaren işlemiş temerrüt faizini, protestonunu veya buna muadil olan tespitin ve gönderilen ihbarnamelerin masrafları ile diğer masrafları, çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini,
yüzde beş oranında çek tazminatını talep edebileceğini ileri sürerek, 38.776,00 TL asıl alacak, 1.938,00 TL çek tazminatı ve 387,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.714,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ödeme zorluğu içine girdiğini ve davaya konu çek bedelini ödeyemediğini, davacının müvekkili şirketin 3. kişilerde bulunan istihkaklarına haciz konulmak suretiyle alacağını teminat altına aldığını, bu nedenle icra takibine konu olan çeklerle yeniden alacak davası açmasının haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının asıl alacak talebi 38.776,00 TL yi dava tarihinden sonra 01.06.2009 tarihinde Adana 14. Icra müdürlüğünün 2009/3102 sayılı dosyası ile tahsil ettiği gerekçesiyle, asıl alacak talebi konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığını, çek tazminatı 1.938,00 TL ve işlemiş faiz alacağı 387,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, mahkemece icra dosyasına yapılan ödeme tutarının asıl alacağı tamamen karşıladığı gerekçesiyle, asıl alacak yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de icra dosyasına yatırılan bedelden harç mahsup edildikten sonra davacıya ödenen asıl alacak miktarı tespit edilmediği gibi, Borçlar Kanununun 84. maddesi de nazara alınmadan icra dosyasına yatırılan paranın tamamı asıl alacağa sayılmıştır. Bu durumda; denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak Borçlar Kanununun 84. maddesi de uygulanmak suretiyle asıl alacağın ne miktarı yönünden davanın konusuz kaldığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13740, K. 2012/4337, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama